Trakya Demokrat Gazetesi - “Asıl meselemiz içerideki hainler”
Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Bayramda midenizi koruyacak 15 öneri
Bisanthe Photo’da dereceye giren isimler belli oldu
Ptt’den Kurban Bayramı’na Özel Kampanya
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

“Asıl meselemiz içerideki hainler”

“Asıl meselemiz içerideki hainler”
“Asıl meselemiz içerideki hainler”
30.04.2016 / 12:30


Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun açıklamalarından satır başları.



Kilis’e roketler düşmeye devam ediyor. Türkiye hangi adımları atacak? Silahlı İHA’ların kullanılacağı söyleniyor. Son durum nedir?



İstihbarat birimlerimiz, askeri birimlerimiz alınacak ek tedbirlerle ilgili geniş çerçeveli çalışma yürütüyorlar. Bu ABD ve koalisyon tarafıyla da paylaşılan çalışmalardır. Saldırıların durdurulması, gerekli cevabın verilmesi, askeri gereklilik olarak alınacak her türlü tedbir konusunda talimat verildi.



ORTAK KADER BİRLİĞİ



Birinci Dünya Savaşı’nın ortaya koyduğu Sykes Picot’un 100’üncü yılı gelirken, Ortadoğu başkentlerinde dolaşıyorsunuz. Kendinizi yalnız hissediyor musunuz? Türkiye’nin Ortadoğu politikasını yürütürken en çok nerede zorlanıyorsunuz?



100 yıllık parantez bir yerde kapanmak zorunda. Hep söylüyorum, ya Kut’ül Amare kazanacak ya Sykes Picot kazanacak. Bizim bütün meselemiz, emin olun Arap Baharı’nın öncesi ve sonrasında olabilecek her aktörle konuşup bölgeyi bütünleştirmek, bölgede ortak kader birliği oluşturmak. Ama bizi en çok zorlayan, bütün bu tarihi ve insani boyutu Türkiye’de anlayamayan muhalif çevreler oldu. Dışarıdaki zorluktan çok içerideki zorluğu görüyorum.



TUZAKÇI ÇETE VE MUHALEFET



Türkiye’nin askeri kapasitesi sınırlı değil. Ama askeri kapasiteyi kullanmak istediğinizde yaptığınız her hamleyi teröre destek gibi gösteren bir muhalefetiniz varsa veya o askeri kapasiteyi milli stratejinin parçası olarak görmeyip dünyaya şikayet eden bir muhalefetiniz varsa, paralel devlet yapısı diye bir çete varsa, bütün dünyada Türkiye’nin yaptığı her hamleyi kötüleyen Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya çalışan ihanet çetesi varsa, işte zorlandığınız yer odur. Türkiye’nin bu kadar büyük insani destan yazdığı dönemde Türkiye hakkındaki olumsuz algının sebebi dışarıdaki düşman değil içerdeki hainler. MİT TIR’ları operasyonunun nelere yol açtığını bilmiyor musunuz? Askeri kapasite dediğiniz kapasiteyi kullandığınızda o kapasiteyi milli bir kapasite olarak görmeyip haince tuzaklar kuranlar... Esas bizi zorlayan bu hainler.



İsrail’le yürüyen görüşmelerle hangi noktadayız?



Bütün adımları en geniş kapsamlı istişarelerle atıyoruz. Gazze’nin elektrik, su, inşaat ve temel ihtiyaçları konusunda ve diğer konularda sağlanacak ilerleme ile birlikte anlaşma neticelenebilir. Çok ileri bir aşamaya gelmiş durumda. Bu anlaşmanın Gazzeli Filistinli kardeşlerimize olumlu sonuç doğurması için bazı ince işler kaldı.



İsrail tarafının Hamas ile ilgili Türkiye’den talepleri var mı?



Bunlar ayrı konulardır.  Biz Filistinli gruplarla, kardeşlerimizle ilişkileri müzakere masasının, Pazarlık konusu yapmayız. Her halükarda ve her şartta Filistinlilerin yanındayız.




TBMM'de ibretlik manzaralar sözkonusu. Yumruklu kavgalar hakkında ne diyeceksiniz?


Birileri şiddet kültürüne alıştığı zaman mekan değişse de o kültür dışarı yansıyor. Sadece milletvekilleri değil, danışmanlar da salona giriyor. Danışmanların salona girmeye ve terör estirmeye ne hakkı var? Bunlara biz tolerans gösterecek olursak hiçbir yerde düzen kalmaz. Üye olmayan milletvekilleri gelebilir ama danışmanların, kimliği meçhul kişilerin komisyon salonuna girmesi diye bir şey sözkonusu olamaz. Arkadaşlara, 'İsteyen herkes istediği kadar konuşsun, bir sınır olmasın ama Meclis kuralları konusunda taviz vermeyeceksiniz' dedim. Söz talep eden hiç kimse engellenmiş değil. HDP dışarıdaki şiddet kültürlerini Meclis'e yansıtmaya çalışıyor. Burası onların at oynatabileceği mekân değil.


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘partili cumhurbaşkanlığı’ seçeneğinin de olabileceğine yönelik açıklaması oldu. Farklı alternatifler konusunda bir çalışma var mı?


Güya ben demişim ki ‘tam başkanlık sistemini savunursam kendimi inkâr etmiş olurum.’ Bu varsayım üzerine Cumhurbaşkanımıza bir soru yöneltmiş bir gazeteci. Böyle bir şey kesinlikle yok. Böyle bir ifademi birisi bulsun çıkarsın, ben özür dilemeye hazırım. Şanlıurfa’da gençlerle buluştuğum zaman, gençler “Başkanlık olursa kendiniz ile ilgili kaygı duyuyor musunuz?” diye bir soru sordular. Ben de, “12 Eylül Anayasası’na hayır oyu vermiş biri olarak bu anayasayı savunmam halinde kendimi reddetmiş olurum. Aksine başkanlık da dâhil bu anayasanın tümden değişmesinin gerekli olduğuna inanıyorum” dedim. 27 Nisan e-muhtırası başkanlığın önünü açan en önemli süreçlerden birisidir. Sayın Abdullah Gül’ün seçilmemesi için ne uğraşlar verdiklerini unutmamak lazım. Bir sistem çarpık deniyorsa, ilk yapılması gereken şey revize edilmesi değil tümden değişilmesidir. Partili cumhurbaşkanı nihayetinde bir revizyondur. Varolan sistemi bir unsurla revize etmektir. Bizim öncelikli hedefimiz revizyon değil; anayasayı başkanlık sistemi etrafında kurgulamak. Sistemi ‘pür başkanlık’ sistemi olarak kurgulamak. Bunun hepsini deneriz olmuyorsa başka seçeneklere bakarız. Bir şeyin olmayacağı varsayımı ile yola çıkmayız. Biz müzakere marjı olmayan Türkiye’nin ihtiyaç hissettiği başkanlık sistemine dayalı bir anayasa için çalışıyoruz. Şu anki tek hedefimiz çağdaş, evrensel değerleri barındıran, milli bünyeye uygun, başkanlık sistemine dayanan bir anayasayı yazmak.


Yargıtay’ın Ergenekon kararı içinize sindi mi?


Türkiye’de bazı şeyler ifrat-tefrit arasında gidiyor. Bu da normalleşmeyi engelliyor. 2003 ve sonrasında AK Parti iktidarına karşı bir hareketlenme vardı. Bu hareketlenme AK Parti’ye, milli iradeye karşı bir eylem niteliğindeydi. ‘Ergenekon’ davası adı altında yürüyen bir sürü olayla alakası olmayan insan yanlış yöntemle bu davanın içine sokuldu. Bunu paralel çete yaptı. Şimdi, ‘Ergenekon diye bir şey yoktur’ deniyor. Biz bunları yaşadık. Haksızlıklar yapıldığı konusunda müttefikiz, paralel yapının emniyet ve hukuk içindeki etkisinin nelere yol açtığını görüyoruz. Buna karşı da mücadele ediyoruz. Ama Ergenekon ve paralel yapı benzeri seçilmiş iktidarı hedef alan kim olursa buna karşı da mücadele etmemiz lazım. Paralelin mevcudiyeti Ergenekon’u meşru kılmaz, Ergenekon’un mevcudiyeti paraleli meşru kılmaz. İkisi de aynı ölçüde illegal yapılardır.


Etiketler:
Bu haber toplam 841 defa okundu


YAZARLAR