Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
SKATE PARK SPORCULARI SPOR ALANI İSTİYOR
Vali Ceylan Şehit Aileleri ve Gazilerle Bir Araya Geldi
TEKİRDAĞ TSO BAŞKANI GÜNAY, K TÜRÜ YETKİ BELGELERİ İÇİN UYARIDA BULUNDU
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

TEKİRDAĞ KENT KONSEYİ KADIN MECLİSİ BAŞKANI ÇİĞDEM KARAUZ TARAR;

TEKİRDAĞ KENT KONSEYİ KADIN MECLİSİ BAŞKANI ÇİĞDEM KARAUZ TARAR;
“ÇÖLYAKLI VE DOWN SENDROMLULARI TOPLUMA KAZANDIRACAĞIZ”
13.02.2017 / 15:27


Tekirdağ Kent konseyi kadın meclisi başkanı Çiğdem Karauz Tarar ve Tekirdağ Çölyakla yaşam platformu başkanı Bahar Ayşegül Yılmaz, Çölyak hastalığının ve Down sendromlu hastaların topluma kazandırılması, uyum sağlayabilmeleri ve kendi kazançlarını kendileri sağlayarak normal yaşam standardında günlük yaşantılarına daha bir özgüvenle devam edebilmeleri için yapılması gerekenleri konuşmak için bir araya geldiler. Haber merkezimizin muhabiri Murat Ürtekin ile yaptıkları röportajda, bu konuda radikal gelişmeleri değerlendirdiler.



MURAT ÜRTEKİN; Biz sizi ilk olarak Tekirdağ Kent konseyi kadın meclisi başkanı olarak tanıdık.



ÇİĞDEM KARAUZ TARAR; Evet.



M.Ü; Bugün ise farklı bir boyutta sizinle tanışmış olduk. Tekirdağ, İran, Selçuklu kültürünü ve daha birçok kültürü yansıtan bir iş yerinin sahibisiniz. Aynı zamanda Kültür v e Turizm bakanlığı ile belediye bünyesinde çalışmalarınız oluyor. Hızınıza yetişemiyoruz. Çiğdem Karauz Tarar ne yapıyor? Tekirdağ için, sanat için ne gibi çalışmalar yapıyor?



Ç.K.T;Öncelikle kıymet ve değer verip, merak duygunuzla, öğrenme duygunuzla beni ziyaret ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum Murat Bey. Çiğdem Karauz Tarar olarak, Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçılığı belgesini aldıktan sonra bu atölyeyi oluşturdum.



  Daha önce Halk Eğitim Müdürlüğünde 6-7 yıl el dokumaları üzerine çalıştım. Karacakılavuz dokumaları dediğimiz, Tekirdağ Cicim dokumaları ile alakalı açılan kursta görev aldım. Tekirdağ Büyükşehir belediyesi geçen yıl Kalkınma ajansıyla ortak bir proje gerçekleştirdi. Amaç, dezavantajlı durumdaki kadınların ev ekonomilerinde katkıda bulunabilmekti. Belediyemiz, kadınların ürettikleri ürünleri hem satın almak hem de kırsaldaki dezavantajlı gruptaki bayanları çeşitli fuar ve gezilere götürerek onların ufkunu genişletmek adına destek olmak istediler.



M.Ü; Alışveriş çarşısı da oluşturdunuz.



Ç.K.T; Evet, çarşı da oluşturduk. Yöremizdeki el dokumalarını tanıtmak ve geliştirmek adına şahsım olarak yıllardan beri mücadele veriyorum. Sağ olsun kurumlar da hep destek oldular. Gerek Halk Eğitim gerek Valilik gerek Kültür müdürlüğü gerekse belediyemiz büyük destek oldular. Bireysel de mücadele ediyorum. O yüzden bu atölyeyi oluşturdum. Ayrıca kent konseyi kadın meclisi başkanıyım. Büyükşehir belediyesi basın yayın daire başkanlığına yine dezavantajlı vatandaşlarımıza yönelik yeni bir proje sunduk.



M.Ü; Dezavantajlı derken, maddi imkânları olmayan, aile geçindirmeye çalışan insanları mı kastediyoruz?



Ç.K.T; Evet. Belki size proje mantığı kelimeleriyle ifade etmek istedim ama haklısınız. Geçim zorluğu çekenler gibi kelimeleri kullanmak istemedim.



M.Ü; Doğaldır ama bu terimlerden kaçınılmaz.



Ç.K.T;  Evet. Bu seferki düşüncem, DOWN sendromlu çocuklara yönelik olacak.



M.Ü; Aslında zekâ seviyesi olarak bizden yüksek ama biz onların bu yönünü kullanamıyoruz.



Ç.K.T; Evet, kesinlikle doğrudur. Geçen yıl açtığımız kursta, Down sendromlu bir kızımız kurslara katıldı. Bana o kursta ne büyük mutluluk veren şey, o kızımızı kazanmaktı. O öğrendi, hala yapıyor ve para kazanması ona büyük bir mutluluk veriyor. Meral’i geçen yıl yapılan kursta ulusal basına kadar taşıdık ve çok mutlu oldu. Ben bunu basın-yayın daire başkanlığı ile paylaştım ve benden projelendirmemi istediler. Bunu anne-çocuk projesi olarak düşünüyoruz. Amacımız, çocuk bunları dokurken, annenin yönlendirmesiyle, onlar adına maddi kazançlı bir çalışma gerçekleştirmek istiyoruz.



Her ay düzenli olarak kermes düzenleyerek o çocukların ürettiklerini satışa sunmak, tanıtmak ve topluma kazandırmak istiyoruz.



M.Ü; Peki bu konuda tanıtım aşamasında yeterli desteği görüyor musunuz?



Ç.K.T; Yeni bir adım attım ve Büyükşehir belediyesi bu projeyi çok beğendi. Çünkü bir sosyal sorumluluk projesidir. Bu projeyle anne-çocuk ortaklaşa engellileri evlerinden kurtarıp toplum içine kazandırmak istedim. Daha önce ZİÇEV’İ ziyaretimde annenin gün boyu sadece tuvalete götürmek için bile tüm gün orada beklediklerini gördüm.



M.Ü; Ben de sizin kadar hassasım ama Tekirdağ’da engelliler bir siyasi malzeme olarak kullanılıyor. Umarım aynı durumla karşılaşmayız. Ben bu konuda çok üzülüyorum.



Ç.K.T; Evet, çok haklısınız. Yılda bir kere engelliler günü veya haftasını kutlamak, sonra yok saymak gibi bir şey. Çok haklısınız. Ama gerçekten benim kafamdan geçen fikir, hiç siyasi değil tamamen insani ve vicdani duygularla hareket etmektir. Çünkü çevremde çok yakınım, akrabam, arkadaşım, dostum var ki, herkes her şeyi bilmiyor. Ama ben çok duyarlıyım. Çevremdeki arkadaşlarıma dostlarıma elimden gelen desteği yapmaya çalıştım.



M.Ü; Ben de her zaman bu ideolojinizde sizin yanınızda olacağıma söz veriyorum.



Ç.K.T; Çok teşekkür ederim. Her zaman şunu da düşündüm; Bir gün ben de engelli olabilirim. Bu düşünce aklımdan hiçbir zaman çıkmadı. Geçen yıl o kızın başarısı ve yaşadığı duygu beni ağlattı. Birkaç arkadaşımı köye götürüp, “ne olur satın alın” dedim. Kazanma duygusunu yaşamasını, tatmasını istiyordum. Onun dokuduğu kilimleri arkadaşlarım satın aldı. Fotoğraf da çektirdik. O parayı alıp cebine koyması, şalvarına cep dikip, günlerce değil aylarca o parayı cebinde taşıyıp, “çiğdem hoca sayesinde ilk defa ben para kazandım” demesi, duyunca beni ağlattı. Çok para değil, aslında 200 lira bir paraydı. Bu beni o kadar çok etkiledi ki, birçok onun gibi çocuğun bu duyguyu yaşaması için mücadele edeceğim. Ben de bir şey yaptım, para kazandım, eve katkı sağladım düşüncesini yaşamasını istiyorum.



M.Ü; Toplumda kendine yer bulması çok önemlidir. Bir de sıra dışı bir yapınız var. Gerek dükkânınızdaki malzemeler, taktığınız kolyeler, farklı bir görünüm yaratıyor. Birbirinden farklı objeler var. Bu farklılığı nasıl yaratabildiniz.



Ç.K.T;Eski işimi çok seviyorum. Eskide birçok yaşanmışlık ve hikâyeler var. Belki de hikâyeleri seviyorum. O objelere dokunduğunuz zaman, “acaba neler yaşandı bu eski kültür üzerinde” diye düşünmeden edemiyorsunuz.



M.Ü; Tıpkı eskinin mokasenlerinin moda olması gibi değil mi?



Ç.K.T;Evet ama eskinin naturelliğini şimdi bulamıyoruz. Her şey fabrikasyon, her şeyin içinde kimyasallar ve zararlı şeyler var.



M.Ü; Çiğdem Hanım, Çorlu’da Kastamonulular derneği var. Süleymanpaşa’da da şubeleri mevcut. Bu dernek, eskiden atalarımızın kullandığı çeşitli ürünlerden kültür müzesi oluşturdu. Eskiden kullanılan kömürlü ütü, nacak, piştov yayık v.b. aklınıza gelebilecek ne varsa bu müzede sergiliyorlar. Bu dernek ile iletişime geçip, folklorik anlamda bir kompozisyon yapmayı düşündünüz mü?



Ç.K.T;Vallahi açıkça ifade etmek gerekirse harika olur.



M.Ü; Bu konuda ben de size destek olurum.



Ç.K.T;Çok sevinirim Murat Bey. Birlik beraberlik içinde olup, eskiye, geçmişe kıymet verip böyle bir projenin içinde olmayı çok isterim.



M.Ü; Tekirdağ’ın bu alanda tek kültür müzesidir.



Ç.K.T;Birlikte bir şeyler yapmayı, tanıtmayı, herkese gösterebilmeyi tabi ki isterim. Tekirdağ kültürünü yansıtan eserleri şu anda siz de görüyorsunuz.



M.Ü; Bugünkü hazır giyim ürünleri tabi ki gerekli ama el emeği göz nuru ürünlerdeki çaba ve sıcaklığı onlarda göremezsiniz.



Peki, Çiğdem Hanımın hem Tekirdağ kent konseyi kadın meclisi hem de kültür-sanat çalışmalarıyla uğraşması zor olmuyor mu?



Ç.K.T;Tabi zorlandığım kısımlar oluyor. Özellikle zamanla mücadelem beni çok yoruyor. Ama her zaman için gönlümde ağırlıklı, önde atölye olacaktır. Fakat yapı itibariyle, bir sorumluluk aldığımda, layıkıyla yerine getirmek adına, gerekirse burasının günlerce kapalı kalması gerekse bile elimden geleni yapıyorum. Sorumluluğum benim için çok önemlidir.



M.Ü; Bir de Çiğdem başkan çok onurludur. Bütün çaba ve çalışmalarını kendi bütçesinden karşılamaya çalışıyor. Bunu kimseye boyun eğmeden, yük olmadan başarıyor. Bu çalışmaların mali yönü ağırdır. Üstesinden gelebiliyor musunuz?



Ç.K.T;Elimden geleni yapıyorum Murat Bey. Ben gönüllülük ilkesine dayalı olması düşüncesiyle bile bile bu yola adım attım. Zorlandığım zamanlar olmasına rağmen, beni mutlu eden kısımları motive ediyor. ULAŞTIĞINIZ İNSANLARIN GÖNÜLLERİNE DOKUNABİLDİYSENİZ, YÜZLERİNİN GÜLMESİNE VESİLE OLABİLDİYSENİZ, BENİM İÇİN BU DUYGU HER ŞEYİN ÜSTÜNDEDİR. Özellikle kırsaldaki bayanlarla yaptığımız etkinlikte, eskileri onlar daha çok yaşatıyorlar. Üstleri-başlarıyla, sofra-yemek kültürüyle birlik ve beraberlikleri, daha çok sahiplenmeleri takdir edilecek derecededir. o kadınların emeklerini ve kültürlerini görünür hale getirmek, onların yüzündeki gülümsemeyi görmek, benim için her şeye bedeldir.



M.Ü;11 ilçe ve büyükşehirde yeterli desteği alabiliyor musunuz?



Ç.K.T;Malkara ve Şarköy belediyelerinden çok ciddi anlamda destek aldım.



M.Ü; Malkara’nın başarılı çalışmalarını yakından takip ediyorum zaten.



Ç.K.T;Malkara belediye başkanı beni hiçbir şekilde kırmadı. Onunla alakalı olmadığını söyleyebilir, “bakın başınızın çaresine“ de diyebilirdi. Ulaş başkan o kadar dört elle sarıldı ki, aynı şekilde Şarköy belediye başkanı da olsun hiçbir aksi konuda sözüm olamaz.



M.Ü; Artı onlar için tanıtım oluyor. Peki, Saray, Çerkezköy, Muratlı, Çorlu gibi diğer ilçelerde çalışmalarınız nasıl?



Ç.K.T;Girişimlerim oldu ama diğer ilçelerde artık insanların yapısı itibariyle mi, samimiyet yönünden mi, bahsettiğiniz ilçelerde aynı sıcaklığı göremedim. Birlik beraberlik, bütün ülkemiz ve Tekirdağ için çok önemlidir.



M.Ü; Maalesef gruplaşmalar ve kutuplaşmalar oluyor. Ama sanat evrenseldir ve bu evrenselliği birlik ve beraberlik içinde kullanmamız lazım.



Sizin hem Tekirdağ kent konseyi kadın meclisi başkanı hem de bir sanatsever için kadınlar için mesajınız nedir?



Ç.K.T;KADINLARIN CESARETLERİNİ TOPARLAYIP, TOPLUMUN İÇİNDE YER ALMALARINI İSTİYORUM. GÖRÜNÜR OLMALARINI, ÜRETKEN OLMALARINI İSTİYORUM. EŞLERİNE, ÇOCUKLARINA BAĞLI OLMALARI GÜZEL BİR ŞEYDİR AMA BAĞIMLI OLARAK HAYATLARINI SÜRDÜRMELERİNE HAYATIMIN HİÇ BİR DÖNEMİNDE RAZI GELMEDİM. DİK DURMALARINI İSTİYORUM. BAHAR HANIMIN MÜCADELESİ, ÖRNEK ALINACAK ONURLU BİR MÜCADELEDİR.



Hep kadından bahsettik ama insan diyelim, canlı diyelim, kadın, erkek, çocuk ayırt etmeden en önemli şey, gönüllere dokunabilmektir.


Etiketler:
Bu haber toplam 393 defa okundu


YAZARLAR