Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Ar-Ge İnovasyon Zirvesi’nde Trakya Projelerine Büyük İlgi
Başkan Albayrak  Çalışmaları İnceledi
Tekirdağ'da Prefeze Zafer Kupası

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

ÜRETİM İLİŞKİLERİNİN İNSANDAKİ YANSIMALARI…

29.05.2015 / 11:45
Eski Türkiye’yi gençlerimiz bilmezler.
Araştırmazlarda.
Çünkü bizim insanımız genel olarak
günlük işlerle ilgilenip,
Karşısına çıkan sorunların nereden
kaynaklandığını,
Neden kaynaklandığına bakmaz,
Dertlenip, bir of çekip, birde kallevi
küfürü basar rahatlar.
Ama
Sorun bir başka gün karşısına tekrar
çıkacağını düşünmez.
Halbuki Türkiye insanı sorunların
çözümünde toplu tavır koyamadığından,
sür git devam eder sorunlar.
Bu da toplumumuzun öğütlü
olmamasından kaynaklanır.
İşte, sivil toplum örgütlerinin önemi
burada başlıyor.
Sanayi devrimini yaşayıp,
Bilgi toplumuna geçen toplumlarda,
hemen hemen her insan birkaç sivil toplum
örgütlerine üyedir.
Bir sorunu olduğu zaman sorunun
alanını kapsayan şey neyse o alanla
ilgili üyesi olduğu sivil toplum örgütüne
götür ve sivil toplum örgütüde o sorunun
çözümü için gereken girişimleri yapar.
Bizde ise, meslek örgütlerine zorunlu
kayıt olanlar bile, sorunu bireysel çabalarla
çözmeye çalışırlar boşu boşuna kendilerini
yorarlar.
Ve
Sonuçta sorun, sorun olmaya devam
eder, çözülmezleşir, vatandaşta KADER
der oturur.
İnsanımız çözümü hemşeri derneklerine
sığınmada bulur, kentleşmenin hızlandığı
dönemlerde.
Türkiye insanı şimdilerde bunu yaşıyor.
Köyünden, kasabasından, iş, aş bulmak
için göç etmek zorunda kalanlar, geldikleri
yerlerde.
150 yıl önce sanayi toplumuna geçiş
sürecinde yaşananlar, bugün bizde
yaşanıyor. 21. yüzyılın getirdiği bilgi
toplumu teknolojisinin kullanıldığı
aşamada.
İnsanımızın tüm refleksleri köylülük
olunca, modernizmin ve teknolojinin
arasında gitgeller yaşıyor, uyumsuzluklar
ağır basıncada çaresizlik içinde
kalıyor, değişim ve dönüşüme ayak
uyduramayınca, kişilik deformasyonu
başlıyor, toplumsal dışlanmayla baş başa
kalıyor.
Türkiye insanı şimdilerde bu
uyumsuzlukla karşı karşıya.
İşte hükümetlerin görevi
Devletin görevi, bu süreci yaşayan
insanımızı, yaşanılan bu ortamda
yalnızlığa itmeden, değişim ve dönüşümü
sağlayacak, planlamalar yapıp, insanımızı
üretimden koparmadan, geleceğe
hazırlamalıdır…
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR