Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
MAKİNA MÜHENDİSİ MÜMİN KESKİN:
EDİRNESPOR FİNAL YOLUNDA
Briç Turnuvası’nda şampiyonlar belli oldu

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

NEREDEN, NEREYE…

06.11.2015 / 10:47
1. Dünya Savaşı’nda parçalanan imparatorlukların
bakiyelerinden doğan ülkelerden biri olan
Ve
Tüm Orta Doğu’da İngiliz, Fransız ortak
kararlarıyla, sınırları da İngiliz SYKES ve Fransız
PİCOT tarafından çizilen batı yanlısı devletlerden
biri olarak, Türkiye’ye yapay batıcılık gelenekleri
yerleştirilmeye çalışıldı, son 90 yıl.
Anadolu insanını 1. Mecliste temsil eden kadrolar,
bir oldubittiyle tasfiye edilince,
İttihat ve Terakkinin kadroları,
Ankara Antlaşması’yla galip devletlere verilen taviz
ve zımmi birliktelik, hayata geçirilmeye başlandı.
Batılı toplum olma adına, yapay
Ve
Alt yapısı olmayan,
Toplumun dini inançlarını
Ve de
Geleneklerini inkar eden, sözde özgürlükçü
düşünen ‘’entelektüel’’ler yeni yönetimin etrafında
halkalanıp, kendi dünya görüşlerine uygun bir
ideolojik yapı oluşturdular.
Bunu yaparken de, her şeye hakim olan Mustafa
Kemal Atatürk önünde secde ederek, halkın ihtiyaç
ve inançlarını önemsemeden kendilerini KEMALİST
olarak niteleyip, bunu da, dini inançların yerine
koymaya çalıştılar.
Toplum, önceleri bu yapılanmayı sessizce izlemeye
başladı, ses vermedi.
Daha sonraları, dünyada ve ülkedeki
Gelişmeler,
Özellikle de 2. Dünya Savaşı sonrası
İki kutuplu dünyanın ortaya çıkması
Hatta
NATO’nun
Ve
Birleşmiş Milletler topluluğuna katılma dayatması
yapan başta ABD olmak üzere müttefiklerin
‘’tarafınızı seçin’’ baskısı sonunda,
İsteksiz de olsa,
Çok partili döneme geçildi.
Ancak
İsmet İnönü’yle yapılan
Anlaşmayla kurulan Demokrat Parti’ye
1950’den 27 Mayıs 1960’a kadar tahammül eden
tek parti anlayışının temsilcisi vesayetçi kadrolar,
darbe yaparak kendilerini hatırlatıp, Menderes ve
arkadaşlarını da asarak, toplumu baskı altına almayı
başardıklarını sansalar da,
Bunu böyle olmadığını, 12 Mart darbesini, 12
Eylül darbesini yapmalarına rağmen, vesayetçi
düzenin kalıcı olamayacağı, Türkiye toplumunun
yaşanılan çağa uygun reflekslerle karşı çıkacağı,
insanlık tarihinin birikiminin önüne geçilemeyeceği
kaçınılmazdı. 12 Eylül sonrası hem ülkede, hem dünya
genel konjonktüründeki gelişmeler ve de orta doğu
bitişiğindeki olaylar, bize doğrudan yansıyarak hem
sosyal hem de ekonomik olarak sarstı.
2000’li yıllara geldiğimizde,
Türkiye ekonomisi dibe vurmuş,
Koalisyon hükümeti, Türkiye’yi IMF’ye teslim
edilecek hale düşürmüştü.
Vesayetçi demokrasi dediğimiz
Bürokratik oligarşi, iktidarda kalmak, yönetimde
karar vericilikten vazgeçmemek için her türlü
oyunları oynuyordu.
İşte tam bu aşamada
2002 seçimleri oldu, 1 yıl önce kurulan Ak Parti,
yapılan seçimde iktidara tek başına geçince, yapay
ideolojik tüm siyasal yapılar, kurulan hükümetin
karşısına dikilip
“Türkiye, İran olmayacak.” Demeye başladılar.
Bunu derken de, bir şeyin farkında değillerdi.
Bu yeni hükümet kadroları,
Anadolunun gelenekleri ve töreleriyle yetişmiş,
İslami inançla yaşayan ve aynı zamanda değişen ve
dönüşen dünyanın ne olduğunu gören, bilen
Ve
Türkiye insanının da bu değişimlerden
yararlanarak modern bir Türkiye, sanayileşmiş bir
Türkiye için kolları sıvadılar.
Son 13 yılda ülkemize getirdiklerini tek tek saysam,
gazetenin tamamına sığdıramam.
Zaten hemen hemen her gün bunları görüyoruz,
yaşıyoruz. Yapılanların, yaşamımıza nasıl yansıdığını
da biliyoruz.
Elbette son 13 yılda, Ak Parti kadrolarının
karşısına çıkarılan engelleri ise Türkiye insanı
biliyordu, görüyordu;
Gördü de.
Nitekim 1 Kasım seçim sonucu
Türkiye insanının, hem ülkesinde hem dünyada
neler olduğunu,
Kimin ülke insanından, dünya insanından yana
olduğunu,
Kimin ülkeye ne kazandırdığını,
Kimin bunu engellemeye çalıştığını bir kez daha
gördü, anladı
Ve
Bundan sonra kiminle yoluna devam edeceğini bilir
hale geldi.
Yolun açık olsun yeni Türkiye dedi, diyor…
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR