Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Hemofili tedavisinde   umut veren gelişmeler
Okul çağındaki Suriyeli  çocuklar eğitime kazandırılacak
Başkan Albayrak: “Köy enstitüleri Türkiye’nin aydınlık yüzüdür”

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Ziraat Odaları İl Kongresinde Arıcı bir Muhtarın Şiirli Konuşması

07.06.2016 / 11:37
1950’li yıllarda, Tokat ilinde
izlediğim bir Ziraat Odaları
kongresinde, gündem sonuna
gelinmiş, dilek ve temenniler
faslı başlamıştı. Artık ne kürsüye
çıkan delege, uzun, ağır, ağdalı
cümlelerle konuşuyor, tabiri
caizse eski deyimle Kürt çalıyor,
Çingen oynuyordu.
Bir ara, uzun boylu, zayıf, beli
hafifçe kamburlaşmış, orta yaşlı,
yeşil gözlü, sarışın bir arıcı, bir
an boşalan kürsüye fırladı. Nazi
selamı verir gibi sağ elini havaya
kaldırdı. Ve –Ey millet. Durun,
durun. Diye bağırdı.
Bir anda salon sükuta
boğuldu. Birbiri ile konuşanlar,
el ve dil şakası ile gülüşenler,
kitapçık, gazete, not karıştıranlar
ve hatta toplantı sonuna gelindi
diye ayağa kalkıp çıkış yönüne
yürümeye başlayanlar, manyetize
olmuş gibi, kırmızı yüzlü
kürsüdeki adama bakakaldılar.
Salonda, büyük duvar saatinin
TİK – TAK…TIK TAKA larından
başka bir ses işitilmez oldu.
Orada bu sessizlikten
etkilenmeyen tek vardı. Teknik
Ziraat Müdürlüğü’nün, yandaki
masada duran teybi. Şerit yine
ağır ve aheste bir bobinden
diğerine sarılıyordu.
Reşadiye’nin Gedehur
(Sarıyayla) Köyü Muhtarı Arıcı
Hasan Yılmaz, bakışlarını
izleyicilerden ayırmadan elini
kürsüdeki sürahiye uzattı.
Bardağa lıkır lıkır su doldurdu.
Bir yudum içti. Muhterem
delegeler dedi.
Dışarıda, kar, tipi, fırtına
kol gezerken, bizlerin burada,
şu sıcacık salonda toplanmış
olmamız ne de hoş değil
mi? Dedi ve şimdi size, bu
kongre için, bu kürsüde
konuşulanlardan ilham alarak
az önce yazdığım ‘’NE DE HOŞ’’
şiirimi okuyacağım. Dinleyen de
sussun, dinlemeyen de sussun,
çok rica ediyorum sizden!
Diyerek avucunda sıktığı kağıda
kısa bir göz atıp sanki ezberden
şu şiirini okudu:
NE DE HOŞ
Balta verir, on yaşında velede
Fındık keser, çamı keser
derede,
Kıymet vermez beş yaşında
pelide,
Kesip kesip yedirmesi ne de
hoş.
Kış gelende, odalara dolarlar
Abdest alıp, namazı da kılarlar,
Zikir çekip, gıybete de dalarlar,
Sıcak oda, sofulanma ne de
hoş.
Helal demez, haram demez
mayasız,
Çiğnetirler buğdayları hayasız,
Salıverir davarları pervasız,
Çiğnetmesi, yedirmesi ne de
hoş.
Sıraladım yazıverdim cezayı,
Peyile olup gezemedim fezayı,
Kaymakama bildirdikçe olayı,
Okuyup da rafa koymak ne de
hoş.
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR