Trakya Demokrat Gazetesi - ARI VE BAL HAKKINDA SÖYLEŞİ-3
Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Bayramda midenizi koruyacak 15 öneri
Bisanthe Photo’da dereceye giren isimler belli oldu
Ptt’den Kurban Bayramı’na Özel Kampanya

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

ARI VE BAL HAKKINDA SÖYLEŞİ-3

ARI VE BAL HAKKINDA SÖYLEŞİ-3
09.10.2017 / 11:56
Arı ve bal hakkında derlenmiş şu şiirlerde çam kokulu yayla balı kadar güzel değil midir?
Eşref oğlu al haberi
Arı biziz, Bal bizdedir.
Biz şahmerdan kuluyuz
Yetmiş iki dil bizdedir.
Arı vardır uçup gezer
Teni tenden seçüp gezer
Zahit bizden kaçup gezer
Bahçe biziz, gül bizdedir.
Çocukluğumuz da, ebeveyn ve hocalarımızdan gizleyerek okuduğumuz Kerem ile Aslı kitabında da Aşık Kerem:
Sakın incitmeyim nazlı bacılar
Kenardan geçeyim, yol sizin olsun
Yüreğimde çoktur, gamlar acılar
Ağular içeyim, bal sizin olsun...
Ya Aşık Garip’in Şahsenemine söylediği şu beyit, sizlere gümüş tabaklarda bembeyaz akasya balı ve sarı inek yağı ile çörek mi? Yoksa; pembe dudaklı, gül yanaklı bir güzel mi? Hatırlatır.
Bir Gülsün, Senem’in sevda bağından
Bir buse isterim, al yanağından
Gerdanın farksızdır tereyağından
Ver dudaklarını bana BAL diye..
17 nci yüzyılın ünlü şairlerinden KULOĞLU’da bir deyişinde, sevgilisinin dudağı ile bal arasındaki tad benzerliğini şöyle belirtmiştir.
Boyun uzundur, dal gibi
Ensem leblerin bal gibi
BAL, Bektaşilerin, nüktelerle dolu, bazı fikir ve felsefelerine de mesnet olmuştur, işte bir örnek:
4 kitabı bir bilenler, sıtk ile hakka tapar
Zerre kadar aklı olan, arıdan hisse kapar,
Düşürür binbir çiçeği yuğurur macun yapar,
Hakka yanar mıumu vardır,
BAL’a hayranım bugün...
ETİ’ler zamanındaki bir kanunnamede, bir arı ailesinin değeri, bir koç ve bir kilo balın değeri bir kilo sade yağa eşit olarak gösterilmiştir. Fennî arıcılığın teşviki ve müteharrik çerçeveli kovanların kullanılması ile, son senelerde Bal’ın fiyatı yağdan biraz daha ucuza inmiş ise de, hiçbir zaman şekerin fiyatından 3 ilâ 4 mislinden aşağı düşmemiştir. Buna rağmen köylüler için,
“Tatlı görmez, bal vermezse ARI’sı
Bir şalvarı 10 yıl giyer karısı
Kırk yerinden yamalıdır yarısı...”
diye başlayan şiirler kaleme alan şair de çıkmıştır.
Halkın hadiselerden ilham alarak vicdanının doğurduğu ibret dolu birkaç fıkra ve hikâyelerde de Bal’ın önemli bir yeri vardır.
“Yan yana iki dükkânda bal satıcıları varmış. Birinin balı daha iyi ve dükkânı da daha temiz olduğa halde, herkes diğer balcıdan alışveriş edermiş. İyi balı ve temiz dükkânı olan bal satıcısı bunu bir arkadaşına anlatmış o da cevap olarak.
Arkadaş sen bal satıyorsun ama, yüzün sirke satıyor demiş» Atalarımızın yüzyıllar evvel söylediği bu güzel fıkra, Rerbbert Gasson’un tezgahtarlık sanatı ve Carneci’nin Dost kazanmak ve İnsanlar üzerine tesir yapmak sanatı gibi kitaplarını birkaç cümle ile hülâsa etmiyor mu?
Sohbetimizi, tarihî bir fıkrada bal ile ilgili bir şiir ile bitirelim:
Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u zapt edince, bütün şairler Padişaha metihler yazıp bu büyük fethi kutluyorlardı. Fatih de her birine bol bol ihsanlarda bulunuyordu. Hünkâr, en büyük ihsan ve iltifatı, Anadolu’dan yeni gelmiş genç bir saz şairine vermişti.
Sultanın çok hoşuna gidip samimi bulduğu iki mısra şu idi: A Devletlü Hünkârımız, sabahınız hayır olsun
Yediğin bal ile kaymak, güzergâhın çayır olsun...
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR