Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Ergene’deki Kadınlar Malkara’da El Emeği Ürünleri İle Fark Yarattı
Ergene’de Yağmur Duası Yapıldı
İYİ Parti Tekirdağ Heyeti Odamızı Ziyaret Etti

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

MİSYONERLERİN HEZEYANLARI

MİSYONERLERİN HEZEYANLARI
06.09.2018 / 11:21
Âlem şumûl, medarı
iftiharımız olan İslâm dini
ve onun mutlu salikleri;
İslâm’dan uzak yaşayanlar,
bu şuurdan yoksun
Müslümanları; misyonerlerin
türlü hile ve desiselerinden,
tanassur ettirilmek
istenmelerinden korumak
amacıyla İslâmi gerçekleri
yazmak , misyonerlerin
hezeyanlarını yok etmek
için mektup ve broşürlerini
cevaplamak hususunda
ve ayni zamanda batılları
izale için bu yazılar kaleme
alındı. Böylece misyonerlerin
sapıklıkları karşısında
hakikatları yazmakta ve
tekrarlamakta fayda vardır.
Mektupları yadırgamadım.
Zira çok defa kapı altlarından,
parklarda gençlerin ellerine
tutuşturulan mektup ve
broşürlere rastladık .
Daha çok İsviçre, Lozan
mahreçli oldukları herkesçe
bilinmektedir.
Ama hepsi de saçma ve
ahmakça yazılmış şeyler.
Bir cahili dahi ikna edecek
durumdan yoksun . Bir
sonraki bir evvelkinden
daha çok hezeyan ve
sapıklıklarla dolu . Esasen
bunları muhatap almaya ,
cevap vermeye değmez ama
bu yolunu kaybetmişlerin,
bu vicdan ve din hürriyetine
musallat olmuş bedbahtların,
hamakat yuvası haline gelmiş
beyinlerinde Hakikat , davul
tokmağı gibi gümbürder de
gerçek dinin Hıristiyanlık
mı yoksa Müslümanlık mı
olduğu, akıl etmelerine vesile
olur .
Mektuba göre, Türkiye’de
yapılan Hıristiyanlık
propagandalarına reaksiyon
gösterildiği ve din hürriyetinin
bulunmadığından dem
vuruluyor. Doğru... Çünkü
Türk Milletinin bir tek dini
vardır , o da en mükemmel ve
gerçek din İslâm’dır. Böyle
olunca Hak din olan İslâm’ın
karşısında , Hıristiyanlık
gibi tahrif edilmiş , modası
geçmiş olan bir dinin empoze
edilmesi, elbette reaksiyon
görecektir . Hatta çok defa
misyonerlerin, saygı değer
halkımız tarafından kovulacak
ve dövülecek olması tabiidir.
Söz ile uslanmayanın hakkı
zaten kötektir...Türkiye’de din
hürriyetinin olup olmamasının
misyonerlikle ne ilgisi
olabilir ? Sonra hiç kimsenin
başka bir dine girmesi
yasaklanmamıştır. Kaldı ki,
Anayasanın 19. maddesi
aynen şöyledir:
“Herkes vicdan ve dini
inanç ve kanaat hürriyetine
sahiptir. Kamu düzenine
veya genel ahlâka veya bu
amaçlarla çıkarılan kanunlara
aykırı olmayan ibadetler,dini
ayin ve törenler düzenlenir .”
Bu gibi faaliyetler serbesttir .
Yalnız şunu ifade edelimki,
Türkiye’de Hıristiyanlık
propagandasının ters tepki
toplaması , daha ziyade
herhangi bir kuruluş ve
kanunlarla değildir. Adice
ve pervasızca yapılan
gayri hakikat dışı , insan
fıtratına aykırı Hıristiyanlık
propagandaları, İslâm
ile kaynaşmış mutmain
gönüllerde tepki görmesi
normaldir . Bunun başka
türlüsü düşünebilinir mi ?
Soralım:
-Nasıl oluyor da kendi
muharref dinlerini zorla ,
akılları bulandırarak hür
vicdanlara tasallut ediyor bu
sapıklar... Bir de kalkıp vicdan
hürriyetinden bahsediyorlar...
Hakiki bir dine inanmış
olan insanları, türlü zaaflarla
iğfal edip batıl ve tahrif
edilmiş bir dine döndürmek,
din hürriyetine tecavüz değil
midir?
Hem insanlığın bir noktada
toplanması ve kurtuluşa
giden yola sevkedilmesi
isteniyorsa, elbette bu”Ben
İsrail Oğullarının kaybolmuş
koyunlarının çobanıyım”diyen
Hz. İsa’nın dininde değil fakat
“Ey insan oğulları ! Şüphe yok
ki, Ben , hepiniz için Allah’ın
elçisi bir peygamberim ,
“hepinizi İslâm’a , kurtuluşa
davet ediyorum” diye buyuran
Hz. Muhammed(S.A.)in
dininde olacaktır. Maddeleşen
asrın mustarip insanlarını
sükûna kavuşturacak ,
yolunu kaybetmişlere
kurtuluş yolunu, İslâm
dini gösterecektir. Ayrıca
bu dinde cebir, zorlama ,
vicdanlara sataşma da yoktur.
”Dinde zorlama yoktur ”1 O
öyle bir dindir ki, girdiği ve
gittiği yerleri nuru ile , bir
güneş misâli aydınlatmakta,
küfürde ve dalalette kalmış
kalpleri, hiç kimsenin yardımı
olmadan açmakta ve hidayete
erdirmektedir. İslâm’ın
propagandaya,yardıma
ihtiyacı yoktur . Onu
düşünebilecek kadar akıl
sahipleri, kendini ve kâinatı
müşahede edebilecek kadar
ilmi olanlar , hemen Onu
kabul ediyorlar. Günümüzde
İslâmiyet’i samimi olarak
tetkik eden Hıristiyanlar ,
ona koşmakta gecikmiyorlar.
İnsanlar daima hakikati
bulmak, ellerindekileriyle ikna
olmayarak yeni yeni şeylere
koşmak, daha iyi olana
kavuşmak istidadındadırlar.
Bu haslet onlarda fıtrîdir , yani
doğuştan vardır.
Semavi dinler de bunun
parelelinde asırlar içinden
insanlarla beraber olarak
geldi, ta en son basamağına
dayandı kald. Bu son
basamakta dayanıp kalan
ve kendisinden sonra artık
hiçbir dinin gelmeyeceğini
bildiren İslâm dinidir. O,
en mükemmel ve tam bir
semavi din olarak tezahür
ettikten sonra , Hıristiyanlığı
ve Yahudiliği nesh ettiğini
beyan ederek din kapısını
da kapattığını bildirmiştir .
Onun için İslâm dini , bütün
dünyanın ve milletlerin dinidir
. Hıristiyanlık gibi bir kavme
gelmemiştir. Bütün âlemlere
bir rahmettir . Nitekim Kur’an’ı
Kerim’de , elçisi ve mübelliği
Hz. Muhammed’e hitaben:
“Ey Rasûlüm Muhammed ,
Biz seni bütün âlemlere ancak
bir rahmet olarak gönderdik”2
1 Bakara:256 Enbiya:107
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR