Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal eden 47 bin 831 kişi hakkında işlem yapıldı
Trakya’da 65 yaş ve üstü vatandaşlar sokağa çıkarak bayramın keyfini yaşadı
Tekirdağ’daki Elmas nine, Trabzon’daki torunlarıyla telefonda görüntülü bayramlaştı

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

MİSYONERLERİN HEZEYANLARI-21

MİSYONERLERİN HEZEYANLARI-21
29.09.2018 / 10:37
A N K A R A „ D A
V A F T İ Z !

“Ama yinede , dur bakalım ne olacak ? diye ilişkilerimi sürdürdüm...
En sonunda vaftiz olmaya davet ettiler !..Kafamdaki soruları bile bile ,Ankara’nın mahalle aralarında bir kiliseye götürdüler!...Kilisenin orta yerinde Papaz , önünde de su dolu bir kase vardı . Beni vaftiz edip , mundarlıktan kurtaracağını söyledi...İki yanımda da beni kiliseye getirenler vardı . ”Bir sorum var”deyip “İsa-Mesih-Ruhül Kudüs”ü sordum...Papaz şaşırdı...Sonra ikinci , sonra üçüncü soru !...
Papaz ,”Götürün bunu!”dedi...Kollarıma girip”diplomat plakalı”bir arabaya bindirdiler... Kırıkkale’ye doğru yola çıkıp, Elmadağını geçmiştik ki , alnıma tabancayı dayadılar!.. Oyuna gelmiş olmayı hazmedememişlerdi!..Öldüreceklerdi !...”Eğer öldürürseniz ; çocuklarım her şeyi biliyor , bu işin peşini bırakmazlar” dedim...Her halde ikna olmuşlardı ki , aldıkları yere bıraktılar!...
Yazar :”Abartmıyorum , mektup elimde , telefonu da var . Önce vaftiz , sonra meçhul bir ölüm!..Elimde bu mektubun devamı ve bir anneden gelen feryat dolu mektup var” diyor .
İşte size , H. Karakaya’nın sütununa aldığı Ali Rıza Göçmen’e ait başka bir mektup :
“ Yakın geçmişte , bir Cumartesi akşam üzeri tanıdım onu...İlk bakışta sarı ve kızıl renklerin hakim olduğu yüzünde ve yanaklarında insanın içini ısıtan bir gülümseme ve taptazecik fidan gibi bir Anadolu delikanlısı...
“ Ordu’nun dereleri
Aksa yukarı aksa
Vermem seni ellere
Dünya üstüme kalksa! “
Onunla tanıştıktan sonra doladım dilime bu güzel halk türküsünü...
Adı Ali idi , Veli idi , Hasan idi, Temel idi , Dursun idi , ne fark eder ? O bir Anadolu çocuğu idi...Memleketinin fındık , çay ve tütün kokan tarlalarında soluk soluğa kalırcasına koşarken büyümüş , delikanlı ve ardından büyük adam olmuş , kendi geleceği hakkında karar verebilecek yaşa gelmişti .
Bir “ pazarlama şirketinde çalışıyordu , müşteriye doğrudan satış anlayışı ile çıkmışlardı yollara ve karlı bir akşam üzeri Kayseri’de yollarımız çakışacak , kader bizi bir süre bir arada tutacaktı .
“ İyi akşamlar” deyip selâmladıktan sonra “Alır mısınız? “ diye elindekini satmak için yollara düştüğü ürünü masamın üzerine bıraktı...Masamın üstüne yarımca baktım ve hemen ilk gördüğümde beynimde şok etkisi ile karıncalaşmaya sebep olan, ilk bakışta örgü ceketinin fermuarının aksesuarı zannettiğim “Haç “ işaretine çakıldım, kaldım!..
İlk olarak şunu sordum :
-„O ceketine takılı olan , örgü ceketinin bir aksesuarı mı yoksa!..
Ardını getiremedim...
Gülümsedi...Hafifçe başı ile beni selamlamak ister gibi eğildi ve “Niye sordunuz?” dedi.
Buyur ettim , “Otur” dedim ve soruyu başka türlü tekrarladım :
-“O taktığın , bu sattığın ürünü üreten firmanın sizden bir talebi mi yoksa!..”dedim , yine orada dondum kaldım .
Ne demek istediğimi anlamıştı...
-“ Kendi terciğim “ dedi!.
33 Vakit gazetesi
Şu son söyledikleri bir sol duvara bir sağ davara çarpıp yankı yapıyor , kulağımdan beynime kıvrımlar çiziyordu .
“Tövbe “ dedim kendi kendime;”Besmele” çekip içimden , “Bir daha söyle” dedim...
-“Kendi terciğim” dedi yine!..
Daha adını bile öğrenmek istemeden :
-“Nerelisin?”dedim...
-“Ordu’luyum”dedi .
“Oyyyy”dedim...Oyyyy...Onun duyamayacağı biçimde...Oyyyy yiğidim , aslanıma bak hele!..
Şaşkınlığım bir kat daha artmış, bizim Kayseri’li deyimi ile “Erciyes Dağı” üzerime çökmüş , altında nefes alamıyordum . Şu yaşıma gelmiş , böyle bir duruma şahit olmamıştım...

İ Z M İ R’D E K İ G R U P!
Sohbet ilerleyince öğrendim Ordulu olduğunu...Babasının vefat ettiğini , lise mezunu olduğunu , Kur’an’ı Kerim’i Arapça ve Türkçe meali ile bir çok defa okuyup hatim ettiğini..Tövbe estağfurullah :
-“Ne oldu ise, ondan sonra oldu!.”
-“Kendimi toplumdan soyutlayıp , günlerce Kur’an’ı Kerim’i çözmek için uğraş verdim” dedi .
İspat için cebindeki not defterini çıkardı, bana gösterdi notları...Arapça yazı ile yazılmıştı...En azından ben öyle gördüm , belki de planlı bir delildi ve yanında gezdirmesi gerektiği söylenmiş olabilirdi !.. Arapça okuyamadığım için neyin ne derece doğru olduğuna emin olamadım...
-“ Niye ?” diye sordum, neden bu yolu tercih ettin ? Nerede neyi eksik, nerede neyi fazla gördün?”
Kendince haklı olduğuna inandığı , benimse zerre miktar kabullenemiyeceğim sebepleri sıraladı .
Konuşması su gibi akıcı ve somut örnekler vererek devam ediyordu. Ürperdiğim sözlerinden birkaçı şöyleydi :
-“Hz. İsa’nın Mesih Grubundayım...Işık grubu denir bize İzmir’deki grubumuz, Enternasyonal bir kiliseye sahiptir!..Aramızda her milletten insanlar vardır .”
O konuştukça şaşkınlığım artıyor , konuya uygun noktalarda onun savunduğu şeyleri çürütmeye yönelik sözlerle müdahil oluyordum .
-“ Şu an dünya üzerinde kiliseye giden birçok milletlerin gerçekten Hz. İsa’nın esas çizdiği yolda olmadığını , saptıklarını , ancak kendilerinin gerçek yaratıcı ile çok yakın olduklarını anlattı anlattı .”
Uzun uzun dinledim..
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR