Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Başkan Yüksel Genç Çiftlerin Nikahını Kıydı
Atatürk ve Gençlik Parkında Renk Cümbüşü Yaşanıyor
Hayırlı Cumalar

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

MİSYONERLERİN HEZEYANLARI-52

MİSYONERLERİN HEZEYANLARI-52
05.11.2018 / 11:35
M i S Y O N E R D i M , K U R,A N
B Ü Y Ü Y Ü B O Z D U !...2

Hz. İsa Gerçekte Neydi?..
Dört İncil’i eleştirel bir okumaya tabi tuttum : Acaba burada Hz. İsa, kendisini ilah olarak kabul ediyor muydu? Hiç birisinde kendisini ilah olarak takdim etmiyor, sadece peygamber olduğunu söylüyordu. Bununla ilgili iki örnek vereyim:
Matta İncil’inde, Hz. İsa’nın çölde şeytan tarafından aldatılmaya çalıştığı bir sahne anlatılır: Burada kırk gün oruç tuttuğu anlatılır ve artık açlığının had safhaya vardığı bir andan bahsedilir ( Bu arada bir ilâh nasıl acıkır, bu da kafama takıldı) Şeytan ona gelerek, kendisine dünyada her şeyin verildiğini, eğer Hz. İsa, kendisini tesbih ederse ona istediğini verebileceğini söyler . Hz. İsa’nın burada şeytana verdiği cevabı Tevrat’tan öğreniyoruz: “Ben ancak Allah’a tesbih eder ve ona ibadet ederim.” Eğer bir ilâh olsaydı böyle cevap verir miydi? İkinci örnek de şu:
Hz. İsa, tebliğ görevinde çok gayretliydi. Durmadan dolaşıyor, insanlara bir şeyler anlatıyor, onlara yardımcı oluyor, hastalıklarını tedavi ediyordu. Metinlerde, gündüz bu işlerle meşgul olduğu, akşamları ise dağa çekilip ibadet ettiği yazıyordu. Bu bir ilâh değil, insanın davranışı idi. Daha bunun gibi bir çok örnek var. Bu, aklıma takılan çelişkiler, Kur’an’da mevcut değildi. Kur’an, Hz. İsa’yı sadece peygamber ve mübelliğ olarak tanıtıyordu.
Kur’an okumaya başladıktan sonra bütün görüşlerim alt üst olmuştu. Ama daha tam hazır değildim. “Herhalde şeytan beni kandırmaya çalışıyor” dedim. Hala İncil’in tek Allah kelamı olduğunu düşünüyordum: Kur’an’ı kabul edemezdim. Hayatım normal seyrinde akmaya devam etti Ama okumaya ve araştırmaya da devam ettim.
Pavlos Ukdesi
Özellikle Pavlos’un çalışmalarına yoğunlaştım. Pavlos, Hıristiyanlara zulmeden bir Yahudi iken din değiştiren birisi idi. Şam’a at üzerinde girerken bir ışık görüyor ve attan düşüyor. Işıktan:
-“Pavlos, bana niye kötülük yapıyorsun” diye bir ses geliyor. Pavlos:
-Sen de kimsin? Deyince;
-Ben İsa’yım, cevabını alıyor.
Ondan sonra Pavlos , Hıristiyan oluyor. Pavlos’un öğrettiği Hıristiyanlıkta, hep Hz. İsa figürü ön plândadır. Zamanla kendi inancımın aslında Pavlos’un öğrettiği inanç olduğunu anlamaya başladım. Bu inanç, Tevrat’ın ve İncil’in öğrettiği esas inanca ters düşüyordu. Rahîm ve gafur olan Allah , Pavlos’la beraber fikir mi değiştirmişti ki , biz onun öğrettiği gibi inanıyorduk!..İncil’deki İsa aleyhisselâm’la, Pavlos’un öğrettiği İsa arasında fark vardı!.. Bunu anladıktan sonra gün be gün daha çok Müslümanlığa yaklaştığımı, Hıristiyanlıktan uzaklaştığımı hissettim . Ama bir tarafdan da günlük hayatıma ve vazifelerime devam ediyordum. Bu, tam iki sene sürdü.
Ve Bir Pazar Günü.
Bir Pazar günü kilisede ayin sırasında koroya ilâhi söyletiyordum. İlâhi “teslis”le alakalı idi. O esnada çok güçlü bir şekilde İslâm’a çağrıldığımı hissettim. Eve döndüğümde kalbimin “ Allah Allah “diye attığını hissediyordum. O hal içersinde bir elime Kur’an’ı bir elime de İncil’i aldım:
“Rabbım, kitabın hangisi ise bana göster” diye Allah’a dua ettim.
Misyoner olarak bir Müslüman ülkeye gitmek üzere tüm hazırlıklarımı bitirmiştim. Eğer Müslüman olursam, büyük bir bedel ödeyeceğimin farkına vardım. Her şeyimi kaybedecektim. O anda hamdolsun Allah yardım etti. Kalbim Kur’an’a aktı ve Müslüman olmaya karar verdim. Ne olursa olsun o bedeli ödemeye karar verdim.
Bir Müslüman derneğine gittim. İmama bütün hikayemi anlattım. Çok şaşırdı. Sonra abdest aldım, şehadet getirdim ve ismimi seçtim. Dernekteki yirmiye yakın Müslüman beni gözyaşları içersinde tebrik ettiler. Bir kardeş: Allah birisini sevince, onun kalbini İslâm’a açar, dedi. Çok sevindim. Yeniden dünyaya gelmiş gibi oldum.
Eşimin Feveranı.
Eve döndüğümde eşime herşeyi anlattım. Bana bağırmaya başladı:
-Şeytan evimize girdi diyor, şeytanın benim içime girdiğini iddia ediyordu.
Hemen telefonla papazı aradı ve ona:
-Eşim çıldırdı, Müslüman oldu dedi.
Papaz,benimle konuşmak istedi. Ona da ne olup bittiğini anlattım.
- Bir problemin varsa benimle konuşman gerekirdi, hemen konuşmamız lazım, dedi.
-Kararımın kesin olduğunu ve bilinçli olarak İslâm’ı seçtiğimi, söyledim. Daha sonraki günlerde daha sert tepkilerle karşılaştım. İki yüzlülük yaptığımı, hatta delirdiğimi ve psikiyatra gitmem gerektiğini söylediler. Halbuki bunlar doğru değildi. Ben kötü bir niyetle işe başlamıştım ama Allah niyetimi hayra tebdil etmişti. O merhametli olmasaydı bu nasıl olurdu?.
Benim için bir problem yoktu ama eşim artık birlikte yaşayamayacağımızı ve boşanmak istediğini söyledi:
-Burası İsa’nın evi, şeytanı istemiyorum, dedi.
Tek Çocuğunuz mu vardı?.
-Evet .
Eşim bütün eşyalarımı kapının önüne koydu. Yeni doğan bir bebek gibi kapı önünde kalakaldım.
Eşinizin Müslüman olacağına dair bir ümidiniz var mıydı?.
Eşimin tepkisi çok sert oldu. Sabah namazını kılmamam için benden erken kalkar ve banyoyu meşgul ederdi. Ona neden Müslüman olduğumu anlatmaya çalıştım. Pavlos’tan bahsettim. İhtida edişimin bir tefekkür sonucu olduğunu anlatmaya gayret ettim. Ama beni hiç dikkate almadı. Üzülerek boşanmak zorunda kaldım. Allah’ın benim için tayin ettiği yolda yürümek benim için daha önemliydi. O günden beri Allah’a kulluk yapmaya ve Müslüman kardeşlerime hizmet etmeye gayret ediyorum. Takva ehli bir Müslüman hanımla evliyim. Üç çocuğumuz var.
İslâm’la Tanışalı Kaç Sene Oldu?.
-Yedi sene..
Tasavvufla Tanışma.
Tasavvufi bir dünya ile tanışmanız nasıl oldu?..
Müslümanlığa girişimden beri tasavvuf benim için yabancı değildi, Hatta baştan beri aradığım bir yoldu, diyebilirim. Aslında çevremde böyle bir insan grubu yoktu . Daha çok Araplarla ve Tebliğ Cemaatı mensuplarıyla beraberdim. Ben kendi kendime takva yoluna girmeyi arzuladım. Teorik olarak tasavvufun, İslâm’ın kalbi olduğunu düşünüyordum. Gazali’den okumalarım oldu. Orada aradığımı buldum. Kitaplar benim için çok yardımcı oldu. İslâm’ın bir özünün olduğunu gördüm. Bu öz tasavvuf sayesinde harekete geçiyor. Ben de bunu kitaplardan okuyor ama bir türlü pratiğe geçiremiyordum. Bir sene önce bir tasavvuf ehli olan Muhammed İsa ile tanıştım. Eşlerimiz daha önce tanışıyorlardı.
Muhammed a. sa’da Ne Buldunuz?.
Davranışları , Allah’a olan itimat ve muhabbeti beni çok etkiledi. Gözleri Allah sevgisi ile parlıyordu.
-Bu davranışların nerden kaynaklandığına dair bir ön bilginiz var mıydı?. Tasavvuf hakkında lehte ya da aleyhte ne duymuştunuz?.
-Etrafımdan çok marjinal bir yol olduğunu duymuştum. Tasavvufun İslâm’ın ihsan boyutu olduğunu, kendi içinde tutarlı olduğunu biliyordum ama niye bu kadar karşı olunduğunu anlamıyordum. Tasavvuftan her söz açmakistediğimde konuşmak istemezlerdi. Ehli tasavvufun kendilerini diğer insanlardan üstün gördüklerini ve ibadet etme gereği bile duymadıklarını söylerlerdi. Ama okuduğum kitaplarda tasavvuf ehlinin hem Allah’a yakın, hem de insanlara yakın, yani onlara hizmet eden insanlar olduklarını görmüştüm.
Hıristiyan Dünyasına İslâm’ı Nasıl Anlatmalı?..
Hıristiyan dünyasında İslâm’ı nasıl anlatmalı ki, arayış içersindeki insanlara daha kolay ulaşılabilsin?
Tasavvufla, İslâm’la ilgilenen Fransızların daha çok İslâm’ın tasavvuf boyutu ilgilerini çekiyor.
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR