Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Başkan Yüksel Genç Çiftlerin Nikahını Kıydı
Atatürk ve Gençlik Parkında Renk Cümbüşü Yaşanıyor
Hayırlı Cumalar

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

MİSYONERLERİN HEZEYANLARI-73

MİSYONERLERİN HEZEYANLARI-73
29.11.2018 / 11:40
P E Y G A M B E R L İ K
Peygamberlik kesbî değil, vehbîdir. Bu muhteşem ve mübarrek insanlar, çalışarak peygamber olmamışlar, bilakis kendilerine bu vazif , Allah’ın bir lütfu ilâhîsi olarak verilmiştir!..Peygamberlerin bazıları kitap verilmediği için sadece nebîdir, yani evvelki bir peygamberin şeriatıyla kavmini Allah yoluna çağırmıştır. Bir kısım peygamberler de hem nebî, hem rasûldür. Çünkü kendisine kitap verilmiştir ve şeriat sahibidirler!..
İşte buraya kadar Kur’an’ı Kerim’de ismi zikredilmiş yirmi beş peygamberin, hayat çizgileri içinde “Tevhîd” bayrağını omuzlayıp, kavmini Allah yoluna davet mücadelerini, yine Kur’an’a göre anlatmaya çalıştım. Allah hepsine rahmet etsin. Bizlerin de salât ve selâmlarımız üzerlerine olsun!..
Rivayetler...
Kur’an’da üç zad daha zikredilir ki, peygamber olup olmadıkları ihtilaflıdır. Bunlar: lokman, Üzeyr, Zü’l-Karneyn’dir.
Peygamberler, yüz yirmi dört bin veya iki yüz yirmi dört bindir, Tabii bu da bir rivayet!..
İşte, Rabbımızın işaretiyle İslâm’ın insanlara bahşettiği iman esaslarının şartları olan semavî kitaplara, tebligatçısı olan Peygamberlere inandığımızı hem dil, hem kalplerimizle tasdik ettik.
İsrailoğulları gibi Musa’ya inandıktan sonra ilâhî hükümler hususunda pazarlığa kalkıştıkları gibi olmadık. Onlar “Tevhîd” i terk ederek:
“Üzeyr Allah’ın oğlu “dur.
Diyerek müşrikleştiler. Zaten bir çok peygamberi tanımadıkları gibi, ülkelerinden sürenler de onlardı. Bazılarını da şehîd ettiler:
Hz. Zekeriya, Hz. Yahya, gibi!..
Hz. Musa, bu nankör İsrailoğullarını Firavn’ın zülmünden kurtarıp Mücize ile Kızıl Denizden geçirerek Tih Sahrasına yerleştirdikten sonra:
- Rabbına dua et de bize, gökten yemek göndersin!..
Hz. Musa’nın duasıyla Allah, bol bol “Menna = helva, Selva = büyük bıldırcın eti “göndediği halde Peygamberlerine, bu azgın İsrailoğulları pazarlıklarını sürdürmüşler:
- Soğan – sarımsak da, isteriz;
Diye tutturarak arsızlıklarını bir defa daha göstermişlerdir .
Ya Hıristiyanlar, onlar da:
“ İsa Mesih Allah’ın oğlu “dur. Dediler ve “Tevhîd”den kaçarak “Teslîs “şirkine sarılarak hiç de İsrailoğullarından geri kalmadılar. Bugün de her iki millet müşrik halindedirler. Bu iki inançtakilerin hepsi hiç şüphesiz ki, Cehennemin odunudurlar. Bu böyle biline!..
Yahudiler ve Hıristiyanlar, peygamberlerine inandıktan sonra , onlarla “Tevhîd” de pazarlık etmişler, peygamberlerini zor durumda bırakmışlardır!..
Aslında Yahudiler, Hıristiyanlar ve onların çömezleri misyonerler, kendi peygamberleri de dahil hiçbir pegambere gereği gibi inanmamışlardır; iftira ve düşmanlıklarından da geri durmamışlardır!..
Müslümanların, Kur’an’da ismi geçen ve rivayetlerdeki peygamberlere inanışları, onların her yeriyle beraber ağızlarını da uçuklattırır cinsindendir!..
Müslümanlar ise, Peygamberine mutlak iman ettikten sonra hiçbir “İlâhî “ hükümde pazarlık etmemişlerdir .Yalnız Mekkeli azılı müşrikler, Rasûlüllah’a inanmamışlar, O’nun Tevhîd’inden bir şeyler koparmak için pazarlığa kalkışmışlardır!..
B A H T İ Y A R Ü M M E T
Mümtaz, şerefyâb bahtiyar Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem ümmeti, Peygamberine ve tebliğ ettiği İslâm’a inandıktan, inanç sistemini hayatlarında uygulamaya geçtikten sonra dinde Peygamberine karşı hiçbir ilâhî hükümde pazarlığa kalkışmadı.
Bütün peygamberleri bir tuttu. Bu peygamberlerin hepsi de “Tevhîd Bayrak “ını omuzlayıp beldelerinde aldıkları ilâhî hükümlerle insanlarını doğru yola, Allah yoluna davet ettiler. Bazıları, insanlarını etrafında toplayabildiler, bazıları da görevli bölgelerde tepki gördükleri için kendilerine, az kişilerden başka inanan olmadığı gibi çok zaman da hakarete, işkenceye uğradılar. Allah yoluna gelmeyen böyle azgın insanları, Allah’a havale ettikleri için, bu sapık insanların akıbetleri de helâkla neticelendi!..
Bu Peygamberlerin bir tek gayesi vardı, o da: İslâm’ın aslı olan “Tevhîd Bayrağı”nın altına, görevli olduğu bölgenin insanlarını toplamak, sonra da zirveye doğru tırmanarak bu bayrağı, “Tevhîd’in Şâhikası”ndaki Muhammed Mustafa Sallallâhü Aleyhi Ve Sellem Efendimize, yaratılmışların en kâmil Efendisine, kendilerinin de ümmet olmak istedikleri, Rasûlüllâh’a teslim etmekti!..
İşte bu mutlu Muhammed (sav) ümmeti, samimi olarak inandı:
“Peygamberleri arasından hiçbirini ayırt etmeyiz .İşittik, itaat ettik, dediler.( Ahiret Gününe, Kadere, Hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine, Öldükten sonra dirilmeye de inandık.)
Sonra da bu İslâm sâlikleri, Allah’tan istemeye hak kazandılar:
- Rabbımız!..
Dediler:
- Biz görevimizi, Kur’an diliyle yerine getirdik ve bu itikadımızı, muazzam inanç sistemi olarak, kalp ve dillerimizle izhar ettikten sonra bir müşerref ümmet pâyesiyle Sen’den niyaz ediyoruz:
“ – Rabbimiz! Affını dileriz, dönüş Sana’dır.
- Rabbimiz! Eğer unutacak veya yanılacak olursak,bizi sorumlu tutma.
- Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme.
- Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma, bizi affet, bizi bağışla, bize acı.
- Sen, Mevlâmızsın, kafirlere karşı bize yardım et! “ Amin.
Niyazından sonra:
“Ben kuluma onun şah damarından daha yakınım, dua edenin duasını kabul ederim.”
Şeklindeki ilâhî iltifata mazhar olan bahtiyar Müslüman kullar, Fatiha sûresindeki “Tevhid”in şâhikasında yerini alırken ne bir peygamber, ne bir veli kul aracılığını aramaksızın yaratıcılarına: - Allahımız!.. Ancak sana ibadet eder, ancak senden yardım dileriz!..
Diyerek değişmez, şaşmaz, ezeldeki ahidlerini perçinleştirdiler.
Böylece Allah’ın rahmeti, affı; Rasûlüllah’ın şefaatı, bu kutlu kulların üzerlerine olsun!.. Temmetü’l - Kıssatü
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR