Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
OMURLARDAKİ DARALMA BEL KAYMASI SANILABİLİR
Emekli öğretmenin hobisi ek gelire dönüştü
NKÜ’nün Somalili Yüksek Lisans Öğrencilerinden Domates Üretiminde Türkiye Rekoru

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

MUSTAFA AKAD-2

MUSTAFA AKAD-2
05.12.2018 / 11:24
Akkad, Ebu Lehep karısı Ümmü Cemil , Ümeyye bin Halef , Velid bin Mugire, Nadr bin Haris gibi kafirleri filimde rollerinde ön plana çıkarmamış. Halbuki bu kafirler Peygamberimize her türlü kötülüğü yapmışlar, İslâm’ı engellemeye çalışmışlardır ki :
Ebu lehep Peygamberimizin amcası olduğu halde karısı Ü. Cemil ile öz kadeşi Abdullah’ın oğlu Peygamberimize yapmadıkları düşmanlık kalmamış; Ümeyye b. Halef kölesi Bilal ,Müslüman oldu diye üzerine taşlar koyarak yerlerde sürüklediği; Velid b. Mugire şair geçinip, peygamber adayı umuduyla avunduğu; Nadr b. Haris, İran’a yaptığı seyehatlarda Rüstem kıssalarını gelip Araplara anlattığı, onları kandırma faaliyetleriyle meşhurluğu var Mustafa Akkad filmde bunları ön plana çıkarmadığı için Çağrı’da eksiklik, dikkatlardan kaçmamıştır.
Ne azılı İslâm düşmanı, Peygamberimizle mücadele eden kafirlerdi onlar!..
Mustafa Akkad, bu filmi batılıların daha çok ilgisini çekmek , daha çok etkilenmelerini göz önüne alarak bu muhteşem oyuncuları kullanmış;
Bu artistlere hayran kalmamak mümkün mü? .. Hepsi rollerini kendi hayatlarında karşılaştıkları olayların içinde kendileriymiş, yaşayışlarıymış gibi rollerinde jest, mimik, karekter!..
M. AKKAD, Çağrı’yı değiştirerek Arap ve Müslüman dünyasına hitap edecek şeklinde “Er Risale”yi çekmiş doğu değişiminde bazı rollerde mesela Hind’i Muna Vasıf, Ebu Sufyan, Hamza, Hz. Bilal, Zeyd başka oyuncular kullanmıştır.
Gerçek artisti niteleyen, mükemmel oyuncuyu rolünde tanımlayan söz:
Kamera önünde bir bakış, tıpkı gerçek hayattaki gibi basit ve yapmacıktan uzak bir bakış , çok güçlü bir oyunculuk gösterisi için yeterlidir.”
Arthur Penn
Rolünün gereği bir bakış yani rolünü yaşama bakışı ve rol karekteri …
Siz, Bu büyük ustanın sözüne göre bizim yerli sinemada, dizilerde , filmlerde yönetmenlik ve artistlik yapanların acemiliklerini, sahneye ve rollerine adaptasyonlarını yapabilip yapamadıklarını her halde takdir edersiniz ve anlarsınız ki bizimkiler rollerinde ne kadar acemi ve yapmacıklar!..Olayda karşılıklı konuşmalarda konuşanı dinleyen onun konuşmalarına adapte olamıyor, gel benim külahıma anlat, der gibi muhatabına adepte
olamıyor mesela en basiti. Duruşu, dinleyişi yapmacık. Cevabında başka dünyadaymış gibi uyanıp kendini topluyor ama konuşanın muhatabı değilmiş intibahını uyandırıyor en basiti!..
M u s t a f a A K K AD’ın Büyük Projeleri…
“Fatih - İstanbul’un Fethi ve Salâhaddin Eyyûbî “filim projesi …
“Ayasofya’nın içi… Bizans imparatoru tek başına … Diz çökmüş ağlıyor sessizce… Ecel surlara dayanmış…Aynı anda leventlerin çektiği dev kadırgalar , karadan usulca süzülüyor Haliç’e… Avını kollayan timsahlar gibi… Karşı kıyıdaki Müslüman topraklarda beyaz bir küheylan şaha kalkıyor. Üstünde 22 yaşında genç bir padişah…Fatih Sultan Mehmet , gülümseyerek bakıyor İstanbul’a, şahlanmış beyaz atının üzerinde:
-Ya Bizansı alırım, ya Bizans beni!..
Tepelerden yankılanan bu gür ses, muhteşem Fatih’in sesiydi:
-Muradımız şudur ki, bu mevkide bir hisar yapıla , muhteşem ola. Boğazı kese ve iznimiz olmadan kuş uçurtulmaya!.Mutlu son...Muhteşem Fatih’in döktürdüğü toplarla : Azimli ve cesur bir iradenin sonunda Bizans yani İstanbul fethedilmiş !..Böylece bir çağ kapanmış , bir çağ açılmıştır. Bütün bunlar Filmin konusuydu !..
Çok yıllar sonra, kin ve garez zincirinin halkalarından biri Cyrus Hamlin’in 1863 de kurulan Türkiye’deki Robert Kolej’den şu çatlak ses duyuldu:-Fatih bu
bu şehri , bu tepelerden fethetmiş, ben de bu milletin kültürünü yine bu tepelerden fethedeceğim!..
Ne haince söz değil mi , içimizde yılan beslemişiz!..
Sayın okuyucular, bu sözler, bu fikir ne kadar düşündürücü ve heyecanlı değil mi?..
Akkad bunun için 10 yıl Türkiye’ye geldi gitti , ne için? Amerika’da Hollywood’daki Üniversal Stüdyoları gibi görkemli bir film platosu kurmak için!.. Bunu karşılayacak sponsor bulmak gerekiyordu ve de Fatih Sultan Mehmet rolünü oynayacak artisti temindi. Sonunda buldu da!..
Dünyanın en zengini Adnan KAŞIKÇI sponsorluğu , oyuncu olarak da Mel Gibson ayarlanmıştı!.. Lakin bizim kafası almazlar, gerçeği değerlendiremeyip bu büyük yönetmenin isteklerine kulak asmadılar, onu oyalayıp durdular!..
Önce Enver Ören, Yalova’da bir arazı ayarlamıştı sinema platosu kurmak için . Her nedense sonradan vazgeçti . Başladı dandik, sanat değeri olmayan yerli oyuncularla evliya filmleri çektirmeye!..
Sonra İst. Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna oyalamaya devam: Dedi ki : İmar Daire Başkanlığına talimat verdim , film platosu için uygun bir arazi bulmasını emrettim.
Akkad da bu projenin 100 milyon dolara bulacağını, platoların kurulmasını ben ve bulacağım sponsorlar üstlenerek; film çekimi tamamlandıktan sonra Hollywood’daki gibi gösterimleri halka ve turistlere açılacaktır.
Bütün bu olurlardan sonra Mustafa Akkad Türkiye’ye gelecek saygın üstü gazeteci ve tarihçilerle İst. Fethi filmi en ince teferruata kadar incelenip Hollywood’daki senaristlerden de faydalanılarak senaryoya son şekli verilecekti .
Böylece bu muazzam “İstanbul’un Fethi” filmi çekilecek, Fatih’in çağ kapatıp çağ açacak muhteşem olayın filmi çekilmiş olacaktı. Olacaktı, ama olmadı!..
Filmi olayın tahakkuk ettiği yerde çekmek , 80 parça gemiyi Kasımpaşa sırtlarından Haliç’e indirmek , gemilerin altlarına yapılacak donanımların neticesinde mümkün olacak; en önemlisi Müslümanların tarihte oynadıkları rol , dünya milletleri üzerinde bıraktıkları etkileri tebaruz ettirmek gereklidir , bu duyguyu canlı tutmak icap etmektedir. Filimde bu, ön plana çıkarılacaktı. Fakat, fakat!..
Anladım , anlayamadı, anlayamadılar, ama bu girişimi anlamalıydılar!..Evet, maalesef bütün bunları anlayamadılar da:
Akîm kalmasın diye, bu tarihi fırsatın heba olmasını istemediğim için kendi çapımda özetini, önemini; insanlar üzerinde etkisini, tarihteki fonksiyonunu gözler önüne sermek amacıyla “Muhteşem Fatih’in “İstanbul’un Fethi” filminin , fırsat ele geçmişken mutlaka çevrilmesinin önemi için , İstanbul Belediyesine, Ankara’ya bizzat giderek TRT ‘ye müracaat ettim . Benim koşuşturmam boşunaymış gibi ilgilenmediler!..
Ardından Haclı ordularını perişan eden , Orta Doğunun , Kudüs’ün kahramanı “Selâhaddin Eyyubi” filmi, “Çanakkale Geçilmez” filmi, Malazgirt Savaşı ..Ve daha bir çok zaferlerimizin filmleri sıraya dizilecekti , büyük yönetmen Mustafa Akkad tarafından!..
Yalnız İst . Belediye’sinden İ. P. İmzasıyla “Dosyan incelenmiş, şu anda teklifinizin tahakkukuna imkanımızın elvermediğini bildiririz” diye bir cevapla geçiştirildim .
Halbuki neler olacaktı neler !..
“İstanbul’un Fethi” ayni aşağıda yazdığım filmler gibi muhteşem olacaktı!..
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR