Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Tesislerimizde Binlerce Sporcuyu Ağırladık
NKÜ’de Kudüs''ün Işıkları Film Gösterimi ve Söyleşi Programı Gerçekleşti
KOBİ’lere Girişimcilere Sağlanan Destekler ve Finans Olanakları

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

İnanmak..

Bünyamin Alptürk
İnanmak..
13.12.2018 / 11:28
Birçoğumuz her hangi bir işe başlarken bir yanımız hep endişelerle doludur başarabilir miyim? Ya başaramaz isem gibi onlarca soru çakışır durur zihinlerimizde. Bunun ana temasının inanç zafiyetinden kaynaklandığı aklımıza bile gelmez. Oysaki “İnanmak başarmaktır…” Bir işe başlarken, o işin önemine ve çalışarak yapabileceğimize kesin olarak inanmalıyız. Zira Yapabileceğimize inanarak başlamak, o işi yarı bitirmek demektir.
İnanmak anlamında kullandığımız bir başka kelime de “İmandır. İmanda “acaba olabilir mi olamaz mı” gibi şüphe ve tereddüde yer yoktur. İçten ve kesin inanmak vardır. Dedik ya inanmak meselenin yarısını çözmektir diye çünkü İnanmak kuvvettir, bilgidir, sevgidir. İnanmak fedakârlıktır, güzelliktir, birliktir. İnanmak samimiyettir, yüceliktir, saadettir.
Madem inanmamın bünyesinde bu kadar güzel olgular var ve bizi başarıya götürecek anahtar inanmaksa biz neden başladığımız işe inanarak başlamıyoruz, tıpkı sizlerle paylaşacağım örnek gibi.
Bir okulda, okul müdürü üç öğretmeni çağırıp şöyle dedi:
“Siz üç öğretmen, sistemde en iyi ve en uzman kişiler olduğunuz için, doksan tane seçkin üstün zekâlı öğrenciyi size vereceğiz. Bu öğrencilerin gelecek yıl da aynı hızla çalışıp çok iyi bir eğitim almalarını bekliyoruz.”
Üç öğretmen, öğrenciler ve öğrencilerin anne ve babaları bunun çok iyi bir fikir olduğunu düşünüyorlardı. O okul dönemi hepsinin özellikle hoşuna gitti.
Okul bittiği zaman öğrenciler şehirdeki diğer öğrencilere göre yüzde 20-30 daha başarılıydı. Yıl sonu geldiğinde müdür üç öğretmeni çağırıp onlara:
“Bir itirafta bulunmak istiyorum. En zeki öğrencilerin 90’ı sizde değildi. Onlar ortalamanın biraz üstünde öğrencilerdi. O, 90 öğrenciyi listeden tesadüfen seçtik” dedi. Bu gerçeği duyan öğretmenler, öğrencilerde görülen yüksek başarının kendi öğretme kabiliyetleriyle ortaya çıktığını düşünmeye başladılar.
Ama okul müdürü:
“Bir itirafım daha var” dedi. “Siz de en başarılı öğretmenler değilsiniz! İsimlerinizi bir torbanın içine doldurduğum kâğıtların arasından rastgele seçtim. Siz inandığınız için başarılı oldunuz. Onlar da öyle…”
Bizi güçlü yapan yediklerimiz değil, hazmettiklerimizdir. Bizi zengin yapan kazandıklarımız değil, muhafaza ettiklerimizdir. Bizi bilgili yapan okuduklarımız değil, kafamıza yerleştirdiklerimizdir. Bizi başarıya götüren hayallerimiz değil inandıklarımızdır.
Saygılarımla.
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR