Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Kim dur diyecek
Başkan Çetin Muhtarlarla Bir Araya Geldi
DAHA YEŞİL BİR TEKİRDAĞ İÇİN KENTİMİZİ AĞAÇLANDIRIYORUZ

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

FARKIMIZ OLMALI…

Bünyamin Alptürk
FARKIMIZ OLMALI…
02.01.2019 / 11:23
Koyunları bilirsiniz, sakin, uysal, cömert hayvanlardır. Yolunca istemeyi bilirseniz tüylerini, sütlerini, etlerini, hatta yavrularını bile esirgemezler. Yeter ki onları sağım yerlerine, kırkım meydanlarına, mezbahalara nasıl yönlendireceğinizi bilesiniz, gerisi kolay mı kolay.
Ağalar, Allahın koskoca ağaları, koyun sürüleriyle doğrudan muhatap olurlar mı hiç? Bu iş için çoban görevlendirirler. Çobanlar, sürü içinden bir koyun seçip onu elinden ekmek yemeye alıştırırlar. Çoban, seçtiği bu koyunu elinden ekmek yemeye alıştırırken ona belirli bir şekilde seslenir. Öyle ki, koyun bu sesi duyduğunda, çayırın hangi noktasında, sürünün neresinde olursa olsun koşa koşa çobanın yanına gelir. Ancak bu sırada çoban, sürüyü götürmek istediği yere doğru yürümeye koyulmuştur. Sürünün diğer bireyleri, koşturmakta olan ekmekçi koyunun peşine takılıp doğruca ağıla, sağım yerine ya da mezbahaya giderler. Böylece, ekmekçi koyun, bir lokma ekmek karşılığında koskoca sürüyü ağanın kesesine sürüklemiş olur. Peki, ekmekçi koyun bu hizmetlerine karşı ağanın kesesine düşmekten kurtulur mu? Olacak iş mi?
İnsanlar da koyunlar gibi son derece uysal, son derece cömert, ekmekçi koyunların (pardon) ekmekçi insanların peşine takılıp sürüler halinde ağaların ağıllarına, mezbahalarına doluşabilirler. Bunu, hiçbir gerekçeyle, hiçbir mantıkla açıklayamayacağımız toplumsal kargaşalarda, provakatörlerce tetiklenen meydan çatışmalarında, maçlardan sonra taraftarlarca sokaklarda estirilen holigan fırtınalarında açıkça görürüz. İnsanlar belli şartlarda kendi akıllarıyla değil, tam bir sürü psikolojisi içinde, kendilerine kanaat önderi diye, kılavuz diye, ağabey ya da mürşit diye, kafa adamı, parti militanı v.b. diye kabul ettirilen ekmekçi koyunların peşine takılarak sağılacakları ağıllara ya da kesilip yüzülecekleri mezbahalara bazen tıpış tıpış, bazen süklüm püklüm, bazen de adeta dört nala koşarak gitmiyorlar mı?
Sürüleştirilmiş insanları peşlerine takıp kendilerinden istenilen yerlere sürükleyip götüren sözüm ona mürşitlerin, ağabeylerin, kanaat önderlerinin, kafa adamlarının ya da adları her ne olursa olsun insan tüccarlarının, provokatörlerin ekmekçi koyunlardan ne farkları var ki? Onlar da tıpkı ekmekçi koyunlar gibi kendi türdeşlerini bir lokma ya da bir makam, bir ihale ya da birkaç kuruş karşılığında veya sırtları sıvazlanıp adam yerine konulmaları karşılığında büyük efendilerinin kullanımına sunmuyorlar mı?
Ah şu ekmekçi koyunlar. İster koyun suretinde, ister insan suretinde olsunlar. Suretleri farklı olsa da ruhları birbirinin tıpatıp aynı. Kaderleri de öyle. Ruhları kendi türdeşlerinin etini, sütünü, canını, alın terini, çaresizliğini, oyunu, namusunu pazarlayıp karşılığında çıkar sağlamaya son derece elverişli… Sonları da öyle değil mi? Sürü tükenince ekmekçi koyun da mezbahayı boylamıyor mu? Ah şu ekmekçi koyunlar, ah şu ekmekçi insanlar. Ama yine de bir fark var aralarında: Koyunlar ne yaptıklarının farkında değil, insanlarsa sonucu bile isteye yapıyorlar pazarlama işini.
Benden söylemesi.
Saygılarımla
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR