Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR
Ergene Belediye Başkanı Rasim Yüksel Genç Çiftlerin Nikâhını Kıydı
ÇERKEZKÖY BELEDİYESİ ‘İKLİM İÇİN BİZ DE VARIZ ‘DEDİ

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

ADABI BİLMEK GEREK…

Bünyamin Alptürk
ADABI BİLMEK GEREK…
30.01.2019 / 11:22
Geçenlerde sosyal medyada gezinirken bir resim karesi dikkatimi çekti, bir derneğin yönetim seçimlerinde bir takım farklı görüşteki siyasiler aynı masada ve bir arada. Tablo güzeldi olması gerektiği gibi.
Evet olması gerektiği gibi, aynı masada diktatör diyenler ve diktatör denilenin yol arkadaşları, geçmişteki söylemleri unutmak gerek beklide;
Sultan Mahmud’ un şu hikayesi duygularımın tercümanı olacak;
Gazneli Sultan Mahmud, bütün devlet adamlarının hazır olduğu bir sırada, divan toplantısının yapıldığı salona geldi. Cebinden bir inci çıkardı. Vezirinin avucuna koydu ve,
”Bu nasıl bir incidir? Değeri nedir?” diye sordu. Vezir,
”Yüz eşek yükü altın eder” dedi. Sultan,
”İnciyi kır, iyice döv” deyince vezir,
”Sultanım! Bu inciyi ben nasıl kırarım? Ben sizin malınızın iyiliğini isterim. Böyle paha biçilmez bir inciyi kaybetmeye gönlüm razı olmaz” dedi.
Sultan Mahmud, vezirin bu tutumunu takdir eder göründü. Ona bir elbise hediye etti. Bir müddet devletin başka işlerinden konuştuktan sonra, sultan vezirden aldığı inciyi sarayın perdecisine vererek ona sordu:
”Bunu biri satın almak istese değeri nedir?”
Perdeci, ”Bu inci, ülkenin yarısı ile eş değerde. Allah ülkemizi tehlikelerden korusun” deyince, sultan, ”Bu inciyi kır, parçala” diye emir verdi. Perdeci,
”Ey kılıcı güneş gibi parlayan sultanım! Kırıp parçalarsak bu inciye çok yazık olur. Buna benim elim varmaz. Çünkü böyle bir şey, padişahımın hazinesine düşmanlık demektir” dedi.
Sultan, perdecinin bu cevabını da beğenmiş göründü. Ona da bir elbise verdi. Maaşını artırdı. Aklını ve anlayışını öven sözler söyledi.
Biraz sonra inciyi bir emîrin eline verdi. O da ötekilerle aynı şeyleri söyledi.
Padişah inciyi kime verdiyse, hepsi incinin paha biçilmez değerinden bahsetti. İnciyi tekrar padişaha geri verdi. Sultan hepsine ihsanlarda bulundu.
Sultan birçok adamını denedikten sonra sadık bendesi Ayaz’a,
”Parlaklığı ve güzelliği eşsiz olan, bu incinin değerini bir de sen söyle” dedi. Ayaz, ”Sultanım, bu incinin değeri benim söyleyeceklerimden fazladır” dedi. Sultan, Öyleyse şu inciyi kır, parçala, toz et” dedi.
Ayaz hiç tereddüt göstermeden pırıl pırıl parlayan inciyi, parçalayıp tuz buz haline getirdi.
Ayaz’ın inciyi parçalamasına diğer beyler itiraz ettiler.
Davranışını pervasızlık olarak nitelediler. Halbuki incinin değeri ile gözleri kamaşan beyler, inciden daha değerli olan padişahın buyruğunu kırdıklarının farkında değillerdi. Ayaz,
”Ey benim büyüklerim! Padişahın buyruğu mu daha değerli, inci mi? İncinin güzelliği ve değeri gözünüzü kamaştırdı. Sultanı göremediniz. Ben gözümü sultanımdan ayırmam. Ne kadar değerli olursa olsun, bir taşı onun sevgisine ortak etmem” dedi.
Saygılarımla.
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR