Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
“Türkiye Cumhuriyeti Devletini Kendi İradesi Dışında Hiçbir Güç Yönetemez”
Ergene Belediye Başkanı Rasim Yüksel’den 15 Temmuz Mesajı
BU DESTAN UNUTULMAZ

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

AYRIŞMA

AYRIŞMA
08.02.2019 / 11:15
Son zamanlarda iyice hız kazanmış “proje” var. İnsan Ayrıştırma bu da aklı başında herkesi endişeye sürüklüyor. Olay dini-mezhebi-ideolojik vb kutuplaştırmanın da ötesinde, iliklerimize işlemesi istenen içsel bir gerginlik hali.
Sükunetin, hoşgörünün, misafirperverlik kültürünün en fazla görüldüğü şehirlerimizin başında gelir Tekirdağ. Bu güzelim bölgeye ve mütevazı insanlarına “kara çalmak” isteyenlerin amaçları belli iken yıllarca kimse fark etmedi bu ayrıştırma oyunlarını. Fark edilmediği gibi pek çok kesim; araştırmadan, sorgulamadan, empati kurmayı denemeden, bir kez olsun elini uzatmadan kültürler arası iletişim ve dostluk mesafelerini fazlasıyla açtı maalesef!
9 sene evvel yaşanan bir olay hala dün gibi aklımda. Her kim olursa olsun şiddete karşıyız. Dünya olarak “siyaset fesadından” komaya girdiğimiz yılları yaşarken İsrailli bisikletçiye yumruk olayı asla tasvip etmediğim bir olaydı. Benim şehrim böyle değil. Büyük Oyunu görmek o kadar zor değil. Hep söylüyorum söyleyeceğim Çatı yıkılırsa Hepimiz altında kalırız.
Ulusal dan ayrılarak Yerele baktığımızda da aynı durum, Birbirimize hiç olmadığımız kadar düşman olmaya başladık. Sohbetler anlaşmak üzerine değil karşımızdakini mat etmek üzerine; fikir alışverişi yapmak yerine kendi fikrimizin doğru olduğunu kabul ettirmeye çalışıyoruz.
Daha çok büyük şehirlerde yaşanan bir durum olsa da sokakta, trafikte, toplu taşımada, iş münasebetiyle kurulan ilişkilerde, herhangi bir mekanda/sosyal ortamda, herkes birbirine her an saldıracakmış gibi. Kibar olmaya çalışılan anlardaki nezaket sadece işini görmeye yönelik; en ufak bir olumsuzluk halinde tam tersine dönecek sahte bir nezaket. Sosyal medya paylaşımlarımız karşı fikirlere laf sokmak, fotoğraf koyup “düşman” çatlatmak, veya kendinle dalga geçiyormuş gibi yapıp komplekssizlik kompleksi sergilemek üzerine.
Peki hep böyle miydik? Değildiysek ne ara olduk?
Tv programlarına bakıyoruz lümpenlerle dolu grupların kendi arasında kavga ettiği, en hafifinden sözlü gerginlikler yaşadığı reality şovlar. Dizilere bakıyoruz şiddet ve entrika (son dönemde buna savaş teması da eklendi). Siyaset programlarına bakıyoruz iki karşıt fikrin temsilcilerini karşı karşıya oturtup horoz dövüşü yaptırır gibi tartıştıran, söz hakkının kayıplara karıştığı ve kaosun hakim olduğu gürültü kirliliği. Spor programlarına bakıyoruz futbolun sadece boş beleş tarafına odaklanan ve tarafların birbirine diş geçirmeye çalıştığı kahvehane yorumları. Hepsinin ortak noktası ateşe körükle gitmek.
Uzun lafın kısası üretmeyi değil tüketmeyi öncelik edinen nesiller yetiştikçe düşmanlık da, sevgisizlik de büyüyecek ve aslında esas “proje”nin bu olduğunun farkında olup üretime yönelmediğimiz müddetçe istediğimiz kadar edebiyat yapalım, bu yolda kaybettiğimiz hiçbir şeyi geri döndüremeyiz.
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR