Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
KASIM AYI MECLİS TOPLANTISI 2. BİRLEŞİMİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ
98 YILLIK GURUR
Elektronik Atıklarınla Geri Dönüşüme Destek Ver

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

SANDIKTA SON SÖZÜ SÖYLEYENLER

SANDIKTA SON SÖZÜ SÖYLEYENLER
01.03.2019 / 11:36
Şehrimiz de henüz seçim havasını yakalayabilmiş değiliz..
Fanatik taraftar seçmenin yanı sıra, çarşıda, pazarda.
Sokakta vatandaşın birçoğu seçim havasından uzak görünüyor. Neden ??? “Son sözü sandıkta zaten biz söyleyeceğiz “diye bildiklerinden.
Bir önceki köse yazımda Belediye Başkan Adaylarından bahsettim, neler yapılması gerektiğine naçizane değinmeye çalıştım .Peki ya şehirde yaşayan insanlar…
Bir kentin geleceğine yön verenlerin en başında, tabii ki o kenti yönetenlerin geldiği doğrudur. Çok doğal kabul edilmesi gereken düşünce bu ve buna kimsenin itirazı olduğunu sanmıyoruz. Yönetenler sorumlu davrandığı sürece… Kaynaklar verimli kullanıldığı müddetçe… Ve de akılcı yatırımlar hayata geçtiği takdirde, içimizi rahat tutmalıyız diye düşünenlerdeniz… Ancak bu noktada şu gerçeğin de altını çizmeliyiz: Kentleri sadece yönetenlerin sorumluluğunda görmek ve her şeyi de onlardan beklemek çok doğru bir yaklaşım olmamalı… İşadamından sanayicisine, esnafından ,ticaret erbabına, işçisinden memuruna, kısacası o kentte yaşayan herkese mutlaka önemli görevler düşüyor… İnsanın yaşadığı kente karşı duyarlı davranması gerektiğinin altında yatan olgu da bu olmalı… Tabii ki yönetenler, dört başı mamur bir kent için gerekli kararları almak zorundalar… Üstelik bu yetmiyor… Bir de alınan kararların ısrarla takibi gerekiyor… Ayrıca; Bu kararları hiçe sayanlarla ilgili de cesaretli bir irade ortaya koymak lazım geliyor… Kısacası; Yönetenlerin aldıkları kararlar, sağlıklı/huzurlu/güvenli ve sorunları en aza indirilmiş bir kent yaratabilmek için tek başına yeterli olmuyor… Aynı zamanda; O kentin havasını soluyan, suyunu içen, ekmeğini yiyen, üreten, ticaret yapan, para kazanan veya kazandıran herkesin de elini taşın altına koyması gerekiyor… Bunun nasıl olacağı da belli… Elbette ki; Yönetenlerin kent yararına aldıklarına inanılan her kararına uyularak olacak… Tabii ki; Bu kararların gereğini yerine getirerek ve de saygı duyarak olacak… Bununla birlikte; Sözünü ettiğimiz kararların, yerel yönetimlerle ilgili yasa ve yönetmeliklere dayanıyor olması, genel kabul görmeleri için yeterli bulunmalı… İşte altını çizmeye çalıştığımız kente karşı duyarlılık meselesi de burada öne çıkıyor… Vatandaş olarak bu anlamlı duyarlılığı gösterebiliyorsak, vicdanen rahat olmalıyız… Dememiz o ki; Kentimizi yönetecek olanları belli dönemlerde seçmiş olmakla işimiz bitmiyor… Tam tersine; Onlarla birlikte aynı sorumluluğu hissetmeye devam etmek gerekiyor…
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR