Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Tesislerimizde Binlerce Sporcuyu Ağırladık
NKÜ’de Kudüs''ün Işıkları Film Gösterimi ve Söyleşi Programı Gerçekleşti
KOBİ’lere Girişimcilere Sağlanan Destekler ve Finans Olanakları

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

GERÇEKLERİ GÖRMEK GEREK….

Bünyamin Alptürk
GERÇEKLERİ GÖRMEK GEREK….
06.03.2019 / 10:51
Şöyle bir bakıyorum da günümüz Türkiye sinde Atatürk ü hep belli başlı kişilerin tekellerine alma ve onu sevme güdüsünü kimseyle paylaşamama gibi anlamsız ve art niyetli bir tavırları var. Sanki o bu ülkeyi sadece onlar için kurtardı ve sanki millete onlar gibi tepeden baktı. Oysa bu gerçek değil.
Gerçek te Gazi savaş meydanında kar altında yatacak kadar askerini, Kuran ile Meclisi açacak kadar dinini, sahtekâr dindarlara acımayacak kadar da Cumhuriyeti seven biri. Tüm uygulamalarını tasvip edemeyiz belki. Ve uygulama safhasında masum insanlar da incinmiştir ve bu doğaldır. Ama gerçek şudur ki; Gazi bir halk adamıdır ve statükocu olmamıştır hiçbir zaman. Askerdir evet ama demokrasiye saygılı olan bir askerdir. Halkın liderini kendisinin seçmesi gerektiğini söyleyen ve bu sistemi oturtan kişidir Atatürk.
Birçok kaynakta bunu açık olarak görebilirsiniz ateist değildir. Başka bir dine mensupta değildir. Müslümandır. Annesi ve eşi başörtülü bir Müslümandır. Başı açıkta olabilirdi bu mesele değil. Mesele siyasi simge diye anılan başörtüsünün Gazinin hayatında da olmasıdır. Ve onun samimi inananlara hep saygılı olduğu bir gerçektir. Bu açıdan değerlendirilince laik geçinen birçok kişinin iyi niyetinden şüphe ediyor insan.
Bakınız bir söyleminde ne diyor Gazi;
“Din vardır ve lâzımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var. Malzemesi iyi; fakat bina, uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayı takviye etmek lüzumu hissedilmemiş. Aksine olarak birçok yabancı unsur – tefsirler, hurafeler binayı daha fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilemez- Ancak zamanla çatlaklar derinleşecek ve sağlam temeller üstünde yeni bir bina kurmak lüzumu hâsıl olacaktır. “Bizim dinimiz en makul ve en tabii bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabiî olması için, akla, fenne, ilme ve mantığa tetabuk etmesi lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen mutabıktır”.“Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Şuura aykırı ilerlemeye mâni hiç bir şey ihtiva etmiyor… (1923)“Milletimiz, din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete maliktir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet, milletimizin kalb ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz (1923)”12.
Şimdi bakınca manzaraya, sanki Gaziyi seven bir insan dindar olamayacakmış gibi bir tablo çiziliyor. Ya da en acısı Gaziyi sevdiklerini iddia eden insanlar halkın değerlerine tepeden bakıyor gibi algılanıyor. Vesselam dindarlarımız Gaziyi, laiklerimiz dindarları kucaklayamıyor.
Bir de dinsizliklerine Gaziyi maske edinen güruh var ki anlatması bin keder bunları. Her türlü haltı karıştırıp milleti sömürüp Atatürkçü geçinir bu zevatlar. Başları sıkışıp da pislikleri ortaya çıkınca hemen laikliği siper edinirler. Oysa Atatürk ü anlamanın yanından bile geçmezler. Tıpkı dindar geçinip halkı kandıran sahtekârların İslam’ın yanından bile geçmedikleri gibi. Bu insanlara maalesef bazı kurumlar belki bilerek belki bilmeyerek prim verirler çoğu kez. Ve sürüp gider bu yaman çelişki.
Atatürk dünya siyasi ve askeri tarihinde eşine az rastlanan bir dehadır. Taktik ve strateji açısından ise takdire şayan bir zekâdır. Onun anlattıklarını, yaşadıklarını ve geleceğe dair öngördüklerini basmakalıp algılayıp, olayı sadece laikliğe indirgemek o büyük insana en büyük haksızlıktır. Çünkü o temkinli, sabırlı ve dirayetli bir lider olarak çok yönlü değerlendirilmesi gereken yitik bir hazinemizdir. Bizler onu iyi okumalı, iyi anlamalı ve tarafsızca, ideolojik sarmallardan sıyrılarak kucaklamalıyız.
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR