Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Kim dur diyecek
Başkan Çetin Muhtarlarla Bir Araya Geldi
DAHA YEŞİL BİR TEKİRDAĞ İÇİN KENTİMİZİ AĞAÇLANDIRIYORUZ

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

ATATÜRK VE MASONLAR 3…

Bünyamin Alptürk
ATATÜRK VE MASONLAR 3…
09.03.2019 / 09:03
Atatürk’ü sürekli tedavi eden doktorlar şunlardır: Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp ve Prof.Dr. Nihad Reşad Belger.
Gerektiğinde bu doktorların danıştıkları, Danışman Hekim olarak görev yapmış olanlar ise şunlardır: Prof.Dr. Akil Muhtar Özden, Prof.Dr. Süreyya Hidayet Sertel, Prof.Dr. Mim Kemal Öke, Prof.Dr. Samuel Abrevaya Marmaralı, Dr. Mehmet Kamil Ber ve Prof. Dr. Mustafa Hayrullah Diker.
Dönemin Sağlık Bakanı Dr. İ.Refik Saydam, Sağlık Bakanlığı Müsteşarı ise Prof. Dr. Asım Arar idi. Bunların dışında, Paris’ten Prof. Dr. N. Fissinger (3 defa), Berlin’den Prof. Dr. Von Bergman, Viyana’dan Prof. Dr. H. Epinger isimli üç yabancı doktor da Atatürk’ün tedavisinde görev almışlardı.
Şimdi size yukarıda bahsettiğimiz Prof. Dr. Bergman ve Prof. Dr. Epinger’in Atatürk’e verdikleri Salyrgan adlı ilacın içeriğini kısaca anlatayım:
Salyrgan(civalı ilaç)’ın, Atatürk’ün tedavisinde “ajan tedavi ilacı” olarak kullanıldığı, aslında Mustafa Kemal Atatürk’ün bu ilaçla ağır ağır zehirlenerek öldürüldüğü ortaya çıkmıştır ve bu devlet sırrı falan değildir. Araştıran herkes bunu görebilir. Öte yandan Atatürk’ün daha evvel sıtma geçirdiği bilinmesine rağmen karaciğer ve dalağı yıpratan Kinin ve Atebrin gibi ilaçlar bol miktarda kullanılarak ölümü çabuklaştırılmıştır. Tıp eğitimi almış onlarca doktorun bu hataya düşmesi mümkün müdür? Sadece 1937 yılında İstanbul Eczanesi’nden Atatürk için 43 kutu kinin ilacının alınmış olması buna iyi bir örnektir. Şimdi şunları bir sormamış gerekmez mi?
Atatürk’ün tedavisi için doktor seçimini kim yapmıştır?
Purinol adlı ilaç Atatürk’ün tedavisinde ne kadar kullanılmıştır? Bu ilacı imal eden Hakkı Bey, (Ruhsat tarihinde soyadı kanunu daha çıkmamıştı.) Mustafa Hakkı Nalçacı denen kimse midir?
Burun kanamalarından dolayı Atatürk’ü tedavi eden Dr. Naki Yıldırım yerine Numune Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Meyer’e görev verilmesine neden ihtiyaç duyulmuştur?
1938 Şubat ayında doktorların gelmesini uygun bulmayan Atatürk’e rağmen Prof. Dr. Frank, ve Prof. Dr. Epinger hangi gerekçe ve kimlerin tavsiyesi ile niçin getirilerek destursuz Atatürk’ün vücudu onlara emanet edilmiştir?
Müsteşar Dr. Arar’ın yaptığı ilk teşhisi bildirdiği ve bunu kâle almayan yetkililer kimlerdir?
Atatürk’e kaşıntıların sebebini karınca ısırığı olarak teşhis eden ve Çankaya Köşkü’ne ziyaretçi olarak 1937 sonlarında gelen doktor kimdir?
Ölüm anında Atatürk’ün ağzına su verdiği ölüm raporunda belirtilen Dr. Kamil Berk, ölüm raporunu niçin imzalamamıştır?
Atatürk, Dr. Nihat Reşed Belger’e daha önce kendisini muayene eden Prof. Neşet Ömer İrdelp’in koyduğu teşhisi kontrol ettirme ihtiyacı neden hissetmiştir?
Dr. Fissenger’in yazdığı reçeteleri, bu kadar absürt sayıda fazla ilacı hangi eczacı yapmıştır? Bu eczacı Mustafa Hakkı Nalçacı mıdır?
Bahsi geçen yabancı doktorlar getirilmeseydi, Salyrgan şırıngasını Türk doktorlar uygularlar mıydı?
Sürekli doktorların bilgisi dışında Paris’ten getirilen ilaçların sorumluluğu kime aittir? (Paris’ten gelen ilacı bünye kabul etmemiş, hasta daha da fenalaşmıştır. 24 Ağustos 1938’deki bu tedavi işin dönüm noktasıdır. Atatürk, o tedaviden sonrasını “tamamiyle başka şahsiyet olmuştum. Çok tuhaf” diye Prof.Dr. İrdelp’e anlatıyor)
Paris”te ilaç alınan 54 Reu Faubourrg Sainet Honere adresindeki firmanın Dr.Fissenger ile olan bağlantıları nedir?
Özel Kalem Müdürü göreviyle Atatürk’ü ‘’Köşkü karıncaların bastığı’’na inandırmaya çalışan Süreyya Anderiman kimdir?
Atatürk”ün ölümün üzerine düzenlenen iki rapordan ilkinde teşhis “karında toplanan sıvı/asit” olarak belirtilirken, ikinci raporda “alkolle ilişkili karaciğer iltihabı” denmesinin sebebi nedir?
Atatürk’ün tedavisi ile ilgili notları olduğunu söyleyerek, bir gün hatıra yazacağını söyleyen Dr. Ömer İrdelp, bahsettiği hatırayı niçin yazamamıştır?
Atatürk’e biopsi ve otopsi yaptırmama kararını devlet niçin vermiş, niçin bu kadar uzun süredir bünyesiyle oynanan bu devlet reisinin ölümünü gözardı etmişlerdir? Yoksa bu duruma üzülenler sadece halk mıdır?
Atatürk’ün sıhhi hayatına ilişkin bilgiler Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’nda nasıl kayıp olmuştur? (Bakanlık, 1976 yılında bilgi isteyen profesörlere gerekli belgeleri “bulamadıkları” iddiasıyla vermemiştir.)
1948 ve 1949 yılında Avram Benaroyas ve Yunan gazeteci Apostolos Grazos’un Yunan gazetelerinde yer alan iddiaları üzerine Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti herhangi bir araştırma ve girişimde bulunmuş mudur? Yoksa, haberi dahi olmamış mıdır? Bu ne sorumsuzluktur?
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR