Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
24 Haziran’da Oy Kullanmaya Sağlık Engel Değil
MAKİNA MÜHENDİSİ MÜMİN KESKİN:
EDİRNESPOR FİNAL YOLUNDA

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

TARİHE VE COĞRAFYAYA DOST OLMAK

TARİHE VE COĞRAFYAYA DOST OLMAK
20.09.2013 / 09:08


Merhum Fethi Gemuhluoğlu "Tarihe dost değiliz.Coğrafyaya da dost değiliz "der ve devam eder:



"Bize tarih ve coğrafyaya dost olmadığımız için bugün Anadolu’yu bile çok görüyorlar.Hanedan-ı Ali Osman’ın mülkünü particilik ve kısır çekişmelerle 1912’den 1920’ye kadar bitirdik.Dün vali gönderdiğimiz yerlere bugün büyükelçi gönderiyoruz.Bıraktığımız Suriye’yi, Lübnan’ı, Irak’ı görüyorsunuz..."Merhum 35 sene önce sanki bu günleri görmüştür."Coğrafyaya dost olmadığımızı göreceksiniz.Türkiye bir iç harbin eşiğindedir.Bir doğu-batı meselesi çıkabilir.Anadolu topraklarını bile size çok görürler."



Ah ki ah !Şu kısacık Cumhuriyet tarihinde ne gafletlere düştük, kimler tarafından nasıl birbirimize kırdırıldık, nasıl içten vurulduk.Şimdi kendi kalemizi koruma telaşından karşı sahaya geçemiyoru. Çünki artık biliyoruz ki "Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak"var.İşte buyurun ...Gelin coğrafyaya dost olmayın da bu sözün manasını bilin bakalım.Dimyat neresi ,şimdi nerede kaldı ? Ben söyleyeyim Nil nehrinin ağzında yani Mısır’da kaldı.



Haydi şimdi coğrafyaya ne kadar dost olduğumuzu bir test edelim. Yani Hanya ile Konya’yı görelim. Konya malum, ya Hanya? "Hani Girit bizim canımız, feda olsun kanımız"diye bağırmıştı atalarımız.Acaba torunlarının haberi var mı Girit adasının güzel şehri Hanya’dan ?



Şam’ın ismi şekerinde .Şambaba tatlısında.Şam şeytanında.Suriye’den çekilirken"İşte geldik gidiyoruz ,şen olasın Halep şehri"dedik.Ve dahi unuttuk gitti HALEP’İ.Halep’i de bütün eski Osmanlı coğrafyamızı da.Unutmadık diyenlere hemen sorarız, Var mısınız imtihana ? "Halep oradaysa, arşın burada."



Hani aşıka Bağdat sorulmazdı! Şimdiki aşıklara bizim yüzlerce yıllık eyalet merkezimiz, İmam-ı Azam beldesi Bağdat’tan haberleri yok .Yeni aşıklarımız bilseler bilseler Kadıköy’deki Bağdat Caddesini bilirler.



İstanbul’da surlardan Rumeli’ye açılan kapılardan birinin adı Belgrad Kapısı’dır.Tıpkı yanıbaşındaki Edirne Kapısı gibi.Çünki Osmanlı Coğrafyası’nda yaşayan bir insan için Edirne’ye gitmek neyse Belgrad’a gitmek aynı şeydir.



Hani Elbasan’ın tavası, Filibe’nin köftesi, hele ki mayısta Kızanlık’ın gülleri... Var mıdır bir kerede sayacak bu illerin nerede kaldığını ve şimdi hangi devlette bulunduğunu ?



Şimdi biz Cumhuriyet çocuğu olarak nereden bilelim dersiniz.Eskiler olsa "Biz Medine kurrası değiliz"derlerdi.Malum Medine alimleri her şeyi bilirlermiş. İyisimi "ırım kırım etmeyin", sonra size bu lafın nereden geldiğini sorarız.Nereden bileceksiniz" ırımın" Diyar-ı Rum’dan ," kırımın" ta Kırım’dan geldiğini.



Memleketler bile el değiştirmiş isim değiştirmiş. Osmanlı Memleketeyn dedi mi Eflak ve Boğdan anlaşılırdı.Yani şimdiki Romanya ve Moldova.Karadağ ise olmuş Monte Negro.



İsterseniz ne ben daha fazla yazayım ne de sizin kafanız daha fazla karışsın. Şimdi merhum Fethi Bey’e bir defa daha rahmet okuyalım ve yazımızı şöyle bitirelim."Ba’de harabı Basra" yani Basra harabolduktan sonra yani iş işten geçtikten sonra.Artık Debreli Hasan istediği kadar atsın Martin ‘i,Resneli Niyazi çoktan gitti... yoluna. Debre ve Resne şu anda Makedaonya’da.



Kaynak:A.Haluk Dursun NİLDEN TUNAYA OSMANLI YAZILARI

Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR