Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Tesislerimizde Binlerce Sporcuyu Ağırladık
NKÜ’de Kudüs''ün Işıkları Film Gösterimi ve Söyleşi Programı Gerçekleşti
KOBİ’lere Girişimcilere Sağlanan Destekler ve Finans Olanakları

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

PEŞİN HÜKÜMLÜ OLMA…

Bünyamin Alptürk
PEŞİN HÜKÜMLÜ OLMA…
18.06.2019 / 11:15
Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner. Günümüzde hırs denen melanet öylesine gözümüzü kör ediyor ki bir insanı hak etmediği muameleye layık görebiliyor ve kolayca iftira mevhumunu yapıştırabiliyoruz.
İslam dininde her duyduğuna inanmak, her gördüğüne aldanmak, her duyduğunu, her gördüğünü aslını araştırmadan söylemek ve onunla amel etmek günahtır. Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde mealen,
“Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse, o haberin doğru olup olmadığını araştırın. Aksi halde bilmeden bir topluluğa (bir kimseye) kötülük edersinizde, sonra yaptığınıza pişman olursunuz”(6/49), “Hakkında bilgin bulunmayan şeyin arkasına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludurlar.”
(36/17) buyurmaktadır.
Sevgili Peygamberimiz de hadislerinde “Kişinin her duyduğunu söylemesi, günah olarak kendisine yeter” buyuruyor. Bir defasında Peygamber Efendimiz Velid b. Ukbe’yi beni Mustalak kabilesine zekât tahsildarı (zekât toplama memuru) olarak göndermişti. Velid bu kabile ile aralarında önceden var olan bir husumetten dolayı korkuya kapılarak oraya gitmemiş, yoldan dönmüş peygambere gelerek, “Beni Mustalak Kabilesi insanları irtidat etmişler, zekâtı da vermiyorlar.” diyerek yalan söylemişti. Peygamberimiz (s.a.v.) bu hale öfkelenmiş, onlarla savaşmayı bile tasarlamış, Halid bin velid’i durumu incelemek için o kabileye göndermişti. Halid B. Velid incelemeleri sonunda kabilenin ezan okuyup namaz kıldıklarını ve zekâtlarını teslim ettiklerini bildirmişti. Yukarıdaki birinci ayetin bunun üzerine gönderildiği rivayetlerde yer almıştır.
Hakikaten insan; bir söz duyduğunda, onu araştırmadan inanmamalı, o sözü sağda solda, orada burada söylememeli ve onunla iş yapmamalı, amel etmemelidir. Hele bu söz birine iftira veya birisinin aleyhine kışkırtıcı bir söz ise, kesinlikle ondan uzak durulmalıdır. Bir iftira ve bir aslı olmayan dedikodunun yüzünden nice insanların öldüğü,nicelerinin katil olduğu,nice ailelerin dağıldığı,eşlerin dul, çocukların yetim ve kimsesiz kaldığı toplumsal bir gerçektir günümüzde.Maalesef son zamanlarda bu tür olaylara toplumumuzda sık rastlanmakta ve sık duyulmaktadır. İnsan her gördüğüne de inanmamalıdır.
Çünkü insanın gözü de yanılır. Gördüğü düşündüğü gibi olmayabilir. Her görülen kötüye yorumlanıp aslını araştırılmadan sorulup dinlenilmeden sırf görülen ile amel edilmemelidir. Nice insanlar vardır ki, eşleriyle ilgili bazı masum görüntülere bakarak şüpheye düşmekte, bunu büyüterek boşanıp hem eşini hem kendini ve hem de çocuklarını mağdur etmektedir. Böylece yersiz gurur ve kuruntu ile yuvasını kendi eliyle dağıtmaktadır. Bazen de bu durum eşin öldürülmesi seklinde tecelli ederek, annenin mezara, babanın ceza evine çocukların da yuvalara verilmesine kadar gitmektedir. Günümüzde cemiyetimizde böyle durumlara da sık sık rastlanmaktadır.
Adamın birisi bir aylık çocuğunu evde yalnız bırakarak dışarı çıkmış, bir zaman sonra eve döndüğünde evin kedisini ağzı burnu kan içinde yalanırken görmüş. Adam kedinin çocuğunu yediğini sanıp kediyi öldürmüş. Sonra odaya girince bakmış ki çocuk sapasağlam duruyor. Fakat çocuğun yanında kocaman bir yılanın parçalanarak öldürülmüş olduğunu görünce, yaptığı hatayı anlamış amma iş işten çoktan geçmiş. Adamın çocuğunu yediğini sanarak öldürdüğü kedinin, gerçekte çocuğunu zehirleyerek öldürecek olan yılanı öldürerek, çocuğunu ölümden kurtaran kedi olduğunu anlamış ama iş işten geçtikten sonara anlamış. Ve pişman olmuş fakat son pişmanlı da fayda vermezmiş. Onun için kötü zan sahibi olmak ve zan ile hareket etmek dinen yasaklanmıştır.
Dinimizde zan ile hareket etmek günahtır. Müslüman herkes hakkında iyi düşünce sahibi olmalıdır. İslam Dinin de başkalarının kusur, kabahat ve suçunu araştırmak, onu yalan yanlış öğrenip sağda solda söyleyerek etrafa yaymak günahtır ve yasaklanmıştır. Başkalarını duydukları zaman üzülecekleri ve hoşlarına gitmeyecek sözlerle arkalarından anmak, bunu yazılı veya ima ve işaretle ifade etmek de gıybettir ve büyük günahlardandır. Onun için su-i zan, tecessüs ve gıybet diye ifade ilen bu üç fenalığı yapan kimse Kur’an da, “ölü kardeşinin etini yemiş.” kimseye benzetilmiştir.
Müslüman’ın Müslüman’a canı, namusu ve malı haramdır. Onun için gerçek Müslüman, Müslümanların elinden dilinden ve hareketlerinden zarar görmeyen insandır diye tarif edilmiştir. Bir Müslüman kendi canına, ırzına ve malına zarar gelmesini istemeyeceği gibi, bunların başka Müslümanların başına gelmesini de istememelidir. Bu sebeple imanın en üstün derecesi, bir Müslümancın kendi için iyi gördüğünü diğer Müslümanlar için de iyi görmesi, kendisi için iyi görmediği bir şeyi, diğer Müslümanlar için de iyi görmemesidir.
İnsan duyduğunu araştırmalı, gördüğünün aslını faslını öğrenmeli, ondan sonra hareket etmelidir. Aksi halde son pişmanlık fayda vermez. İyilik edene bilmeden kötülük edilmiş olur. Ahret inancı zayıflamış ve dünyevileşmiş insanların dünyayı ve dünya menfaatini kazanmak için, makam ve mevki temin etmek için, başkalarının idealini gerçekleştirmesi için onlara uşaklık ederek yaranmak için, kimlerin kimlere neler yaptığını ve neler söylediğini, şu yakın geçmişte üzülerek gördük ve şahit olduk. Bir Müslüman yakışmayacak, Müslüman’ın ahret dünyasını yıkıp talan edecek ne iftiralar, ne yalanlar, ne tuzaklar, ne öfkeler, ne kinler, ne iki yüzlülükler ve ne haysiyetsizlikler, yazık çok yazık, bunlar ben de Müslüman’ım diyenlere yakışır mı? Evet, dünya için her şey geldi geçti, kimisi hedefine ulaştı, kimisi de istediğini elde edemedi. Amma değişmeyen bir şey var, o da herkesin iyi ve kötü yaptığının hesabını Allah’a vereceği gerçeğidir.
Kim zerre kadar iyilik yaptıysa O’nun huzurunda mükâfatını, kim de kapı kapı dolaşarak zerre kadar, yalan söylediyse, iftira ettiyse hülasa zerre kadar kötülük yaptıysa onun cezasını görecektir. İlahi adalet şaşmaz ve yerini bulur, orada haklı hakkını alır, boynuzsuz koyun boynuzlu koyundan hakkını ister ve alır. İşin en acı tarafı da, kazanılan günahların kul hakkı olmasıdır. Bilindiği gibi bu günahları, hakkına tecavüz edilen kul affetmedikçe, Yüce Allah’ın affetmemesidir.
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR