Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
EREN BÜLBÜL’ÜN ADI TEKİRDAĞ’DA YAŞAYACAK
Keşan Belediyesi’nden Muhtarlara İstanbul Gezisi
DEPRESYON SANDIĞINIZ BELİRTİLER HİPOGLİSEMİ İŞARETİ OLABİLİR

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Bakalım Mevla Neyler?

Bünyamin Alptürk
Bakalım Mevla Neyler?
10.09.2019 / 09:58
İbretle okuduğum hikâyeyi paylaşmak
istiyorum sizlerle.
Öykümüz ünlü Çin düşünürü Lao Tzu’nun
zamanında geçer.. Lao Tzu bu öyküyü çok
sever, sık sık anlatırmış.
Efendim köyde bir yaşlı adam varmış.. Çok
fakir.. Ama kral bile onu kıskanırmış.. Öyle
dillere destan bir beyaz atı varmış ki.. Kral at
için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını
teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış..
“Bu at, bir at değil benim için.. Bir dost..
İnsan dostunu satar mı” dermiş hep…
Bir sabah kalkmışlar ki, at yok..
Köylü ihtiyarın başına toplanmış..
“Seni ihtiyar bunak.. Bu atı sana
bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala
satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler
gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın”
demişler..
İhtiyar “Karar vermek için acele etmeyin”
demiş.. Sadece ‘At kayıp’ deyin. Çünkü
gerçek bu.. Ondan ötesi sizin yorumunuz
ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması,
bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu
henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir
başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse
bilemez..”
Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla
gülmüşler.
Ama aradan 15 gün geçmeden, at bir gece
ansızın dönmüş.. Meğer çalınmamış, dağlara
gitmiş kendi kendine.. Dönerken de, vadideki
12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.
Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp
özür dilemişler..
“Babalık” demişler.. “Sen haklı çıktın.. Atının
kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet
kuşu oldu senin için.. Şimdi bir at sürün var..”
“Karar vermek için gene acele ediyorsunuz”
demiş ihtiyar.. Sadece atın geri döndüğünü
söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan
ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz.
Bu daha başlangıç.. Birinci cümlenin birinci
kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl
fikir yürütebilirsiniz?..” Köylüler bu defa
ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama,
içlerinden “Bu herif sahiden gerzek” diye
geçirmişler..
Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye
etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş
ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden
oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış.
Köylüler gene gelmişler ihtiyara..
“Bir kez daha haklı çıktın” demişler. “Bu
atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun süre
kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası
da yok.. Şimdi eskisinden daha fakir, daha
zavallı olacaksın” demişler..
İhtiyar “Siz erken karar verme hastalığına
tutulmuşsunuz” diye cevap vermiş. “O
kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı.
Gerçek bu.. Ötesi sizin verdiğiniz karar.. Ama
acaba ne kadar doğru.. Hayat böyle küçük
parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler
olacağı size asla bildirilmez..” Birkaç hafta
sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile
saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan
bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen
görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında
bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem
sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân
yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya
esir düşüp köle diye satılacağını herkes
biliyormuş.
Köylüler, gene ihtiyara gelmişler..
“Gene haklı olduğun kanıtlandı” demişler.
“Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse
yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye
dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması,
talihsizlik değil, şansmış meğer..”
“Siz erken karar vermeye devam edin”
demiş, ihtiyar.. Oysa ne olacağını kimseler
bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim
oğlum yanımda, sizinkiler askerde.. Ama
bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık
olduğunu Tanrı bilir.
Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatle
tamamlarmış, etrafına anlattığında:
“Acele karar vermeyin. O zaman sizin de
herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük
bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar
vermekten kaçının. Karar aklın durması
halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi,
dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen
akıl insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme
halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz
yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol
biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken,
başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha
yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu
görürsünüz.”
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR