Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Ergene’deki Kadınlar Malkara’da El Emeği Ürünleri İle Fark Yarattı
Ergene’de Yağmur Duası Yapıldı
İYİ Parti Tekirdağ Heyeti Odamızı Ziyaret Etti

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

BÜYÜKŞEHİR Mİ?

Bünyamin Alptürk
BÜYÜKŞEHİR Mİ?
29.10.2019 / 10:05
Ecdadımızın bize miras bıraktığı nezaket kültürü her geçen gün biraz daha ufalanıyor ve kaybolmaya yüz tutuyor. Artık insanlar en son söyleyecekleri sözü ilk cümlelerinde söylüyorlar.
Muhatabın kırılıp kırılmayacağı hesaba katılmıyor. Sabır hayatımızdan çekildiği için hiç kimsenin karşı çıkışlarına tahammül edemiyoruz. İslam kültüründe tebessüm bir sadaka hükmünde görülürken zamanımızda bu bile insanlara çok görülüyor.
Yoldaki dikeni atmayı sadaka gören bir inancın mensupları olan bizler nasıl oldu da bu hale geldik; taştan katı kesildik. Nezaket çoktan unutulmaya yüz tuttu.
Bu çağın hastalığı oldu kabalık, nezaketsizlik. Böyle bir zamanda yaşamak en büyük talihsizlik olsa gerek. Bu zamanın sipsivri dillileri tırmalıyor yüzümüzü. Arsızlık modernlik olarak yutturulmaya çalışılıyor bizlere. İnsanlar çam devirmekte sınır tanımıyor. Karanlıklarımızı aydınlatacak ışıktan çok uzağız. Tünelin ucu da görülmüyor. Umutlar biraz daha sarpa sarıyor.
Buhranlarımız sadece maddî menşeli değil günümüzde. En büyük kaybımız ruhumuzdan, tavır ve davranışlarımızdan koparıp attığımız nezaketimizdir.
Onun olmadığı bir yürekte birlik, beraberlik, dayanışma, huzur, barışıklık, sevgi, saygı, itibar ve itimat da kalmaz. Çağımızın insanı sadece çevresini değil, ruhunu da kirletti. Ruh kirlenince duyguların saflığı da kalmadı. Vicdanlarla cüzdanlar arasında sağlam köprüler kurulmaya başlandı.
İnsanlarımız kendilerini boy aynasında dev olarak görüyorlar. Oysa bu cüce insanların çoğu aynaya görmek istediklerini hayal ederek bakıyorlar. Durum böyle olunca olanı değil, görmek istediklerini görür gibi oluyorlar. Yani bir çeşit hipnotize oluyorlar. Bu sancılı zamanda kimse kimseye tahammül etmiyor.
Bencillik alabildiğine yol alıyor hayatımızda. İhtiraslar fertlerin hayatını hayal çöplüğüne döndürmüş. Her ihtiras bizi biraz daha toplumdan koparıyor. Aslında biz fark etmesek de gittikçe yalnızlaşıyoruz, kabuğumuza çekiliyoruz.
Konuşuluyor bol miktarda konuşuluyor, aslı astarı olmadan, aslını sorup soruşturmadan sürekli konuşuluyor. Hep bir telaş, hep bir gayret saçma sapan amaç bir adım önde gözükmek, öne çıkmak neyin ne olduğunu bilmeden. Hadi artık dur diyelim ve biraz nefes alalım.
Beynimizi bedenimizi içinde yaşadığımız şehrimiz için yoralım biraz. Hakkımız olan hizmetleri isteyelim yüksek sesle, yapılanları lütuf olarak görmeyip yapılmayanları ve yanlış yapılanları yüksek sesle haykıralım hep beraber.
Vaaz geçelim nezaketsizliğimizden ve diyelim ki biz büyükşehir kimliği kazanmış bu şehirde, büyükşehirde olduğumuzu hissetmek istiyoruz, lütuf değil büyükşehir nimetlerinden faydalanmak istiyoruz.
Kısacası kasaba görüntülü büyükşehir değil, gerçek manada büyükşehir istiyoruz. Hizmet edenin engellenmediği, emeğin boş işlere harcanmadığı büyükşehir istiyoruz.
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR