Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Sömestr etkinliği buruk şekilde kutlandı
TEP AEROBİK VE PİLATES KURSU KAYITLARIMIZ BAŞLADI
Elazığ ve Malatya’ya Gönderilen Yardım Tırı Uğurlandı

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

OLMADI SAYIN BAŞKAN

Bünyamin Alptürk
OLMADI SAYIN BAŞKAN
10.01.2020 / 11:18
İnsan ne düşünüyorsa, nasıl düşünüyorsa odur; der bir düşünür. Başka bir deyişle, kişilik yapımızın temelini, düşünceler oluşturur. Düşünce, daha sonra davranış haline dönüşerek somut hale gelir. Yaşam dediğimiz olgu, işte bu düşünce ve onun somut hâli olan davranışlarımızdan ibarettir. Düşüncelerimizi başkalarına ifade etmeye gelince, nedense, çoğu kez, açık açık düşüncelerimizi söylemek istemeyiz. Düşüncelerimizi, karşımızdaki kişiye dolaylı yollardan anlatmaya çalışırız: Yani, bir bakıma, aslında karşımızdaki kişiye bilmece çözdürmeye çalışırız. Burada, bilmeceyi sorma becerimiz çok önemlidir. Bilmecemizi öyle bir şekilde sormalıyız ki, karşımızdaki kişi ne demek istediğimizi anlayabilmelidir. Eğer, karşımızdaki kişi ne demek istediğimizi anlayamıyor ise, o zaman ima etmenin hiç bir değeri kalmaz. Bu durumda, bilmeceyi daha kolay çözülür hâle getirmeye çalışırız. Tabii ki, ima etmeye çalışan kişi bu sırada gerilim içerisindedir. Çünkü ima etmek istediği düşünce, aslında karşısındaki kişiyi sevindirecek, onu mutlu edecek bir şey değildir. Bu nedenle, içindeki olumsuz düşünceyi aktarmak için ima etme yolları bulma sırasında, kendisi de farkında olmadan gerilim içerisine girmektedir. Aslında, karşısındaki kişiye vermek istediği olumsuzluk mesajının, çok daha fazlasını kendisi yaşamaktadır. Ama kişi yaşadığı bu gerilimin farkında değildir. Tüm amacı karşısındakine olumsuzluk mesajını iletebilmektir.
İma etmek istediğimiz düşünceleri incelediğimiz zaman, bunların olumsuz özellikler taşıdıklarını kolayca görebiliriz. Zaten olumlu düşüncelerimizi asla ima etme yolu ile karşımızdaki kişiye aktarmayı tercih etmeyiz. İma etme, olumsuzluğu bünyesinde taşır. Karşımızdaki kişiye söylemek istediğimiz olumsuz düşüncemizi, sanki olumsuz bir şey söylemiyormuşçasına dolaylı yoldan söyleme yolunu seçeriz. Bu şekilde davranarak konuştuğumuz kişiyi doğrudan karşımıza almayız. Bunu da nezaket kılıfı, yalanı içerisine sarmalarız. Aslında, söylemek istediğimizi, söylemekten çekiniyoruzdur. Biz ima ederiz; doğrudan söylemeyiz, ama karşımızdaki kişinin olumsuzluğu algılamasını sağlamaya çalışırız. Eğer karşımızdaki kişi, ima edilen şeyi anlar, bize açık açık rahatsızlığını beyan etmeye kalkarsa, kaçış yolumuz açıktır. Hemen savunmaya geçeriz. Yanlış anladınız.: “Ben öyle söylemek istemedim,” der hemen kıvırtırız. Eğer karşımızdaki kişi ima ettiğimiz düşünceyi anlar, sesini çıkarmaz ise, amaca ulaşılmış, o kişi huzursuz edilmiş ve savaş meydanından zaferle çıkılmıştır.
Gelelim asıl konuya, ben ima etmeyeceğim ve olanı yazacağım. Süleyman paşamızın köprübaşı çilesine. Kaş yaparken göz çıkartmak diye bir tabir vardır halk arasında, büyükşehir belediyemizin köprübaşında yaptığı son düzenleme bu tabiri hatırlattı bize, her şey çok güzel olacak sloganı her şey daha karmaşık olacak der gibi oldu. Anlamak mümkün değil.
Altı yılını doldurmuş bir büyük şehir belediyesinin, uçması gerekir iken sürekli emeklemeyi tercih etmesi akıl alır gibi değil. Ya başladığı projeleri bitiremiyor ya da bitirdiğini yeniden söküp yapıyor.
Olmuyor sayın başkan biz çile çekmek değil, rahat yaşamak istiyoruz
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR