Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
19 Eylül Gaziler Günü Kutlandı
Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreterinden Ziyaret
Eğitimde Sağlıkta Ergene Belediyesi Her Alanda

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

HZ. İBRAHİM

HZ. İBRAHİM
26.06.2020 / 11:23
Nemrut döneminde Azer isminde biri yaşar. Azer taşlardan, ağaçlardan putlar yapıp satar. Bu işi kendisine meslek edinen Azer geçimini bunlarla sağlar. Azer, yaşadığı yerleşim alanında büyük bir evin içerisine yapmış olduğu putları yerleştirip o evi mabet haline getirir. Oradakiler putların önünde eğilip kendi bildikleri gibi ibadet ederler. Azer, yaşadığı yerdeki halk tarafından sevilen bir put ustasıdır.
Azer’in İbrahim adında bir oğlu vardır. İbrahim, babasının tersine putlara inanmaz. Babasına “Siz kendisine faydası olmayan taştan ve tahtadan yapılmış bu putlara nasıl inanırsınız?” deyince Azer, oğlu İbrahim’i evlatlıktan reddeder ve evinden kovar.
İbrahim babasına putlar hakkında anlattığı şeyleri başkalarına da anlatır. İbrahim’i dinleyen insanlar daha çok sinirlenirler. Kimsenin olmadığı bir sırada İbrahim eline bir balta geçirir ve taştan, tahtadan yapılan bu putların aslında bir işe yaramadıklarını ispat eder. Putların kırıldığını gören insanlar İbrahim’in putları sevmediğini bildikleri için onun putları kırdığını söylerler. Ona “Neden putlarımızı kırdın?” diye sorduklarında İbrahim kırılmamış olan en büyük putu göstererek “Putlar kendi aralarında kavga ettiler. Bu büyük put bunların hepsini kırdı.” der. İnsanlar “Putlar cansızdır, onlar kavga etmezler.” deyince de İbrahim “Bu cansız taş ve tahta parçalarına nasıl taparsınız?” der. Cevap veren olmaz. İnsanlar İbrahim’in bu durumunu Nemrut’a bildirir.
Oldukça zalim olan Nemrut İbrahim’i huzuruna getirtir. İbrahim, korkusuz bir şekilde Nemrut’un karşısına çıkar. Nemrut İbrahim’e “Sen kime tapıyorsun?” diye sorar. İbrahim “Ben Allah’a tapıyorum.” diye cevap verir. Nemrut “Allah dediğin kimdir?” diye sorunca İbrahim “Bana zindandan iki tane mahkum getirin.” diye emir verir. Hemen Nemrut’un huzuruna iki tane mahkum getirirler. Nemrut mahkumlardan birisini öldürüp diğerini bağışlar. “Bak işte ben de birini öldürüp birini bağışladım.” der. İbrahim Nemrut’a, “Öldürdüğün kişiye can verebilir misin? Ayrıca güneş doğudan doğar, batıdan batar. Sen güneşi batıdan doğurabilir misin?” der. Nemrut bu soruya karşı hiçbir şey söyleyemez. Yalnızca “Sana öyle bir ceza vereceğim ki şimdiye kadar hiç kimse böyle bir cezaya rastlamamıştır.” der.
Nemrut emri verdi: Dağlardan odun taşıttı, dağ gibi odun yığınının biraz ötesine İbrahim’i ateşin tam ortasına atmak için mancınık yaptırdı.
Nemrut’un bilmediği bir şey vardı ki o da, inanmadığı Allah bütün peygamberleri zalimlerin gazabından korumuştur. Onun gazabından da İbrahim’i koruyacaktır.
Nemrut, İbrahim’i dağ gibi ateşin tam orta yerine mancınıkla attırır. “Sen benim tanrı olduğuma inanmıyorsun, görünmeyen birine inanıyorsun.” der. Ateş tesirini kaybettikten sonra orada toplanan halk ve Nemrut gördüklerine şaşırır. Bir sinek Nemrut’un burnundan girip beynine yerleşir. Sinek kıpırdadıkça Nemrut feryat edip kafasını duvarlara vura vura geberir.
Hz. İbrahim Allah’tan gelen emirle “Artık buralarda durmak gerekmiyor.” der ve karısı Hacer ile beraber Mekke’ye doğru yürür. O zamanlar Mekke’de ev veya insan belirtisi yoktur, Mekke suyun bile olmadığı bir çölden başka bir şey değildir. İbrahim, karısı Hacer ve oğlu İsmail ile birlikte bu çöle yerleşir.
İbrahim, çevreyi gözden geçirmek için karısı ve oğlunu orada bırakıp oradan ayrılır. Bir müddet sonra İsmail susuzluktan ağlamaya başlar. Hacer sağa sola koşup su ararken ara sıra çocuğunu kontrol etmek için yanına gelir. Tekrar su bulmak için daha uzaklara varınca buralarda su olmadığını anlar. Oğlunun yanına gelince İsmail’in ayaklarını sürttüğü yerde su belirtisi fark eder. Hacer elleriyle su belirtisinin olduğu yerde “zem zem” diyerek, yani “gel gel” diyerek uğraşınca su gümrah bir şekilde akmaya başlar. Hacer yavrusuna bol bol su içirdikten sonra kendisi de içer. Zemzem suyu gittikçe çoğalarak insanlara binlerce yıldır hayat veriyor. İbrahim’in ateşten kurtulması, Allah tarafından korunması başlı başına bir destandır. Nemrut’u ordular değil, İbrahim peygamberin yaktığı ateşten sağ çıkmasından sonra beynine yerleşen bir sinek öldürdü. Ahtapotun bu dedesini de Allah’ın izniyle bir sinek öldürmüş oldu.
Ey ahtapot, dedeniz Nemrut’un yaktırdığı dağ gibi ateş halili rahmanı yakmadığı için mi şimdi Müslümanlardan intikam almak istiyorsun?

HALİLİ RAHMAN
Kırdı babasının yaptığı putu
Allah’a sığındı halili rahman
Ben de bir tanrıyım diyen Nemrut’u
Sen bir hiçsin dedi halili rahman

Dağ gibi odunla yaktı ateşi
İbrahim’i seven döker gözyaşı
Bir sineğe yenik Nemrut’un başı
Mevlaya sığındı halili rahman

Bir hanımı bir de yavrusu vardı
Yolları uzadı Mekke’ye vardı
Her peygamber gibi işi çok zordu
Allah’a sığındı halili rahman

Yalvar yaradana ey Selim usta
Hasta zaten hasta doktor da hasta
Kimisi neşeli kimisi yasta
Seni seviyorum halili rahman
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR