Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Bakan Albayrak: Ekonomik anlamda bir milli bağımsızlık modeli ortaya koyduk
Büyükşehir Belediyesi İl Genelinde Yol Yapım Çalışmalarına Devam Ediyor
Halı sahalar 145 gün sonra yeniden açıldı

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

HZ. SÜLEYMAN

HZ. SÜLEYMAN
28.07.2020 / 11:11
Davut oğlu Süleyman peygamber, Davut peygamberin yerini almıştı. Kendisi hem hükümdar, hem peygamber, hem de büyük bir servet sahibi idi. Cinlerin, kuşların dilinden anlardı. Süleyman da diğer peygamberler gibi Allah’tan vahiy alırdı. İnsanlara ve cinlere hükmederdi. İlahi hükümlere benzer hükümler verirdi. Mescidi Aksa’yı da o yaptırdı.
Allah’a şöyle yalvardı: “Ya rab, bana hiç kimseye nasip olmayacak bir servet ve güç ver ki hayatım boyunca senin uğrunda harcayıp senin için çalışayım.” Allah Süleyman’ın istediklerini vermişti. Ayrıca Allah “Ey Süleyman, rüzgarı senin emrine verdim, istediğin yere çabuk ulaşabilesin. Senin emrine verdiğimiz sana itaat etmezse onun cehennemde cezası büyüktür.” diye buyurdu. Süleyman’ın emrindeki cinler onun emriyle mescitler, binalar yaparlardı. O, kuş dili ile beraber emrindeki diğerlerinin dilinden de anlardı. Allah, Süleyman’ın emrine vermiş olduğu her şeyi zamana göre lüzumlu olduğu için vermiştir.
Allah’ın izniyle Süleyman çok güçlü bir orduya sahipti. Süleyman peygamber hem hükümdar hem peygamber olduğu için güçlü bir orduya sahip olması gerekliydi.
Süleyman peygamber ordusuyla seferdeyken karıncaların yuva yaptıkları vadiye yaklaşınca karıncanın biri bağırmaya başlar: “Ey karıncalar, yuvalarınıza girin! Süleyman ordusuyla bu tarafa geliyor. Farkına varmadan sizi ezerler.” Süleyman karıncanın söylediklerini duyar ve gülmeye başlar.
Zamanın en güçlü hükümdarı olmasına rağmen yine de Allah’a her zaman yalvarır, af dilerdi. Kibirden uzak dururdu. İnsanlara her zaman doğru yolu göstermeye çalışırdı. Bütün peygamberler aynı şeyi yapardı. Ümmetlerinin yanlış yollara sarmamaları için uğraşır, onların her türlü dertleriyle ilgilenirlerdi.
Süleyman peygamber seferdeyken ordunun içindeki kuşları kontrol ederken çavuş kuşu dediğimiz hüdhüd kuşunu bulamaz ve ona şöyle seslenir: “Ey hüdhüd neredesin? Eğer kaçmışsan seni en şiddetli cezaya çarparım. Belki de keserim.” Bunu duyan hüdhüd hemen Süleyman’ın huzuruna çıkar ve seslenir: “Ey Süleyman, ben senin bilmediğin bir şey biliyorum.” Süleyman ona neyi bildiğini sorunca da “Sebe’den haber getirdim.” der ve devam eder: “Orada halkına sözü geçen ve her şeye sahip olan bir kadın tanıdım. O kadın da halkı da Allah’a inanmayıp güneşe taparlar ve secde ederler. Belli ki şeytan bunları doğru yoldan çıkarmıştır.” Bunlara karşılık Süleyman yüksek sesle “Yeri ve gökyüzünü yaratan Allah’tan başka ilah yoktur.” der.
Hüdhüdü keşif konusunda başarılı gören Süleyman peygamber bunun doğru olup olmadığından şüphelenir. Hüdhüde “Doğru mu söylüyorsun yalan mı söylüyorsun görelim.” der. Bir mektup yazıp hüdhüde verir. “Bu mektubu götür onlara ver. Ne dediklerini iyi dinle.” der. Hüdhüd mektubu götürüp kadının tahtına bırakır.
Bir müddet sonra hükümdar kadın gelir. Tahtın üzerindeki mektubu görünce kendisine en yakın adamları yanına çağırır ve “Ey benim iyi dostlarım, bana çok önemli bir mektup bırakılmış. Muhakkak Süleyman’dandır.” der. Mektubu açarlar. Satırlarda belirtilen emir şudur: “Bana baş kaldırmak yerine Allah’a iman ederek gelin.” Kadın Süleyman’ın emriyle hemen devletin ileri gelenlerini toplar, “Bu konuda neler yapmamız gerekir?” diye sorar. Devletin ileri gelenleri “Bizler güçlü kimseleriz. Savaşçı olduğumuzu biliyorsun. Emir sizin, sizi dinlemek de bizim işimiz.” derler.
Devamı yarın.
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR