Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Hemofili tedavisinde   umut veren gelişmeler
Okul çağındaki Suriyeli  çocuklar eğitime kazandırılacak
Başkan Albayrak: “Köy enstitüleri Türkiye’nin aydınlık yüzüdür”

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

DR. FUAT ALİ ÖRSAN

DR. FUAT ALİ ÖRSAN
10.11.2013 / 23:11


Makedonya’dan kaçmaya muvaffak olan mültecileri oraya buraya yerleştirmek için Şehreminliği, Nafıa Vekaleti, Babıali Hükümeti akla karayı seçiyorlar. Yeşilköy’deki baba konağı sağ olsun. Bizim aile oraya taşınıyor. Üçüncü kızları Samiye doğuyor.



Balkan Harbinin akabinde Operatör Doktor Cemil Topuzlu İstanbul Şehremini olmuş ve bir türlü rahat yüzü görmeyen şehrimize biraz çekidüzen vermiş. Cemil Topuzlu Dr. Fuat Ali Beyden beş yaş büyüktür. O da askeri doktordur. Generalliğe kadar yükselmiş, Tıbbiye’de profesörlük yapmıştır. Dr. Fuat Ali beyi pek severmiş. Genç arkadaşını yanına asistan alıyor. Bir müddet beraber çalışıyorlar.



Birinci Dünya Savaşında babamın babası yine cepheden cepheye koşuyor. Bu sefer Sarıkamış, Gelibolu, Suriye... Ama ailesini beraberinde götürmüyor, onları İstanbul’dan ayırmıyor. Enver Paşanın dillere destan Sarıkamış seferinden öyle perişan bir vaziyette dönmüş ki evdekiler kendisini tanıyamamışlar...



Milli Mücadelede Dr. Fuat Ali beyi Ankara Askeri Hastahanesinde yine görev başında görüyoruz. O zaman kaymakam, yani yarbay rütbesinde bir tabip. Cephelerde, geri hatlarda akla gelebilecek her türlü mahrumiyete rağmen ameliyat yapan, Mehmetçiklerin hayatını kurtaran veya son uykularında onların gözlerini kapayan, sulh zamanı ordu birlikleri ile vatanın en ücra kasabalarına, köylerine kadar bölge halkını tedavi eden o cefakar, gözü pek Türk doktorlarından biri...



Büyük Zaferden sonra Dr. Fuat Ali bey ordudan ayrılıyor. Ziraatçilik, arıcılık, tavukçuluk onun asli mesleğinin yanı sıra en çok merak bağladığı, uzman kesildiği konular. Arı besliyor, makaleler yazıyor, kitaplar neşrediyor...



Önce Halkalı Ziraat Mektebinde hocalık, arkadan Ankara Ziraat Fakültesinde öğretim üyeliği. Gazi’ye tavsiye ediyorlar. Atamız doktora Gazi Orman çiftliğinde "Sanayi-i Ziraiye mütehassısı" olarak vazife veriyor.



Görevi Avrupa’daki firmalarla, fabrikalarla temas kurarak çiftliğin ihtiyacı olan zirai alet ve edevatı temin etmek. O durumda bir mütehassıs isterse hükümetlerden, satıcı şirketlerden kolaylıkla kendine komisyon koparır, küpünü doldurur, zenginin zengini olur.



Hayır! Dr. Fuat Ali Bey yapmıyor. Öyle şeylere tenezzül etmiyor. Öyle dalaverelere aklı ermiyor. Onun kırk para kabul etmemesi hayretlere mucip oluyor. Ankara’da arsaların dönüm dönüm yağma edildiği günler. Rasin Ağabeyimin anlattıkları:



Annemle babam o yıllarda İzmir’de sinemaya gitmişler. Aktüalite filmler gösterilirken Gazi Orman Çiftliği perdeye gelmiş. Gazi Hazretleri teftişte. Geride de Dr. Fuat Ali bey kendine has bir şekilde parmaklarını önünde uç uca getirmiş, saygı ile Cumhurbaşkanını takip ediyor.



Annemde, babamda çok heyecanlanmışlar. Bizim peder "Ah babacığım" diye ağlamaya başlamış. Annem de "Madem ki onu bu kadar seviyorsun, niçin hiç aramaz sormazsın" diye taşı gediğine koymuş.



(Devam edecek)

Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR