Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar,
Süleymanpaşa Belediyesi etiket denetimlerine devam ediyor
GÖZ TORBASI DEYİP GEÇMEYİN!

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

DR. FUAT ALİ ÖRSAN’A AİT FIKRALAR

DR. FUAT ALİ ÖRSAN’A AİT FIKRALAR
13.11.2013 / 08:56


Rahmetli çok iyi kalpli ve o nisbette de -nur içinde yatsın- çok küfürbaz bir zat idi (O babta ben de bir nebzecik babamın babasına çekmişim). Ziraat Fakültesindeki talebeleri, bu arada Hasan Doruk (Belgin Doruk’un babası), Celal Ertüzün (Türk Dil Kurumu azası Ahmet Cevat Emre’nin damadı) ve diğer talebeleri Doktorun bu hususiyetinden dolayı ondan kendi aralarında "Doktor Hayrullah bey" diye bahsederlermiş. Doktor Hayrullah Bey Reşat Nuri’nin "Çalıkuşu" romanında pek renkli ve sempatik bir askeri tabiptir. Durmamacasına küfür eder, askerlerinden "Benim ayıcıklarım" diye bahseder.



Ben küçükken babamın babası beni çağırır: - Gel buraya, pezevenk, derdi. Ben de çocuk ağzımla:



- Sensin pezevenk, diye karşılık verirdim.



Babamın babası bu karşı iltifatı işitince ağzı kulaklarına varır, yelek cebinden beş kuruş çıkarıp bana uzatırdı.



Bir gün eve geliyor. Kızları Celile, Samiye, gelini Piraye oturma odasında sohbet ediyorlar.



- Çocuklar, diyor. Bir kutu pünez almak istiyordum ama Türkçesi bir türlü aklıma gelmedi. Nedir o hani, parmakla bastırınca kâğıdı duvara tutturursunuz? Çokbilmiş geçinen Piraye derhal atılıyor:



- Raptiye.



Doktor Fuat Ali bey kah, kah kah:



- Kıçımı ye hap diye.



Bir zamanlar Bakırköy’ü bir topaç merakı sarmıştı. Her çocuğun elinde bir topaç, çevirip duruyordu. Ben de topaç çevirmek istiyorum ama küçüğüm, beceremiyorum.



Babamın babası beni elimden tuttu. Gidip aktar Gevont’tan iki tane topaç aldık. Ama çevirmesini o da bilmiyor. Eve dönerken baktık, Rum Kilisesinin avlusunda Rum kopilleri toplanmış, topaç çeviriyorlar. Doktor önde, ben arkada girdik kiliseden içeri. Dr. Fuat Ali bey orada avlunun çimento zemininde çocuklardan topaç çevirmesini öğrendi Çıktık dışarı. Bu sefer karşıdaki Ermeni Kilisesinin kaldırımına gittik. Orası da çimento. Orada babamın babası bana da topaç çevirmesini öğretti. Sevine sevine eve döndük.



Annemle babam 1929’da İzmir’de iken, Doktor ziyarete gelmiş. Piraye, kızım, gidelim de bana bir, takım elbise alalım" demiş. Atlı tramvaya binip "Saman İskelesi"ne varmışlar. Elbise seçecekler. Annem daha 19 yaşında gencecik bir kadın. O aklı ile kayınpederine en münasip, en gösterişli bir kıyafet olarak lacivert bir takım elbise beğenmiş. Aylar sonra İclal hanımdan Celile’den, Samiye’den annelerine yan şaka bir sitem:



- Piraye, bu adama lacivert elbise nasıl aldın? Üstü başı leke içinde... Yağlar, salçalar, toz, kir ne istersen var. Niçin ona kullanışlı, leke götürecek bir kumaş seçmedin a kızım?



(Devam edecek)

Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR