Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
MAKİNA MÜHENDİSİ MÜMİN KESKİN:
EDİRNESPOR FİNAL YOLUNDA
Briç Turnuvası’nda şampiyonlar belli oldu

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

DR. FUAT ALİ ÖRSAN

DR. FUAT ALİ ÖRSAN
14.11.2013 / 09:00


Bir seferinde de Dr. Fuat Ali bey Bursa’da bir çift yeni ayakkabı satın almış. Sağı iyi gelmiş ama solu biraz vuruyor. Rahmetli doktor hayatta böyle problemleri kendine dert edinmeyecek kadar olgun insandı. Galiba fazla olgundu. Neden mi? Eski kullanılmış ayakkabılarından, birini sol ayağına geçirmiş. Sağ ayağına da yeni aldığı gıcır gıcır ayakkabıyı giymiş. O kılıkta kalkıp Bursa’dan İstanbul’a gelmiş.



Babaannem her şeyden evvel pısırık bir kadın değildi. "Evet efendim, siz bilirsiniz efendim" demez. Fransa ihtilalinin Marian’ı (Marianne) gibi hemen bayrakları açardı. Onun bu huyunu iyi bilen kocası da ona muziplik etmekten geri kalmazdı.



Domuzdamı’nda otururlarken bir gün doktor gelip gelinine fısıldar:



- Piraye git hanıma çıtlat. "Fuat babam bir iş yapıp çok para kazanmış. Şimdi içerde paralarını sayıyor. Bana da para ister misin diye sordu" de. Bakalım sonra neler olacak?



İclal hanım mutfakta, kocasına ikram, "Manastır tatlısı" yapmakta. (Bir çeşit iri taneli revani). Piraye’nin ağzından "para" kelimesini duyar duymaz kayınvalde elindeki yumurtaları, oklavayı olduğu gibi masaya bırakmış. Elinin yağını, hamurunu bile silmeden doğru oturma odasına:



- Fuat bey. nerede o paralar? Çabuk çıkar. Acele lazım. Alış verişe gideceğim.



Çabuk ol. çabuk ol.



Fuat bey kasıklarını tutarak gülüyor:



- Dertsiz başıma bu derdi kendim sardım. Şimdi işin içinden nasıl çıkacağım, diye. müdafaanamesini hazırlıyor, bu arada da zevkten bitiyormuş.



Çok alçakgönüllü bir insan idi babamın babası. Kendinden hiç bahsetmez, bahsetse bile alaylı bir şekilde konuşurdu. Ender hallerde Tıbbiye’de, Balkan Harbinde, İstiklal Savaşında başından geçenleri kısaca anlatırdı.



Tıp Fakültesinde iken bakmış ki üzerinde çalışabileceği, otopsi yapabileceği ceset kalmamış. Bir arkadaşı ile Topkapı haricine çıkıp bir mezarlıktan bir bacak bulmuşlar. Topkapı-Bahçekapı tramvayına atlayıp Beyazıt’a okula dönüyorlar. Bacağı da paket yapıp oturdukları sıranın üstündeki rafa yerleştirmişler.



Tramvay Fındıkzade’dekİ keskin virajı alırken paket aralanmış. Paketten çıkmış dışarı bir başparmak. Fuat efendi ile arkadaşı telaşla pakete çullanmışlar. Diğer yolcular "Ne oluyor bu gençlere? Nerede bizim zamanımızdaki uslu efendi gençler" diye basmakalıp nakarata geçmeden bizim ahbap çavuşlar paketi raftan indirip üstünü örtmüşler. Çaktırmadan durumu idare etmişler.



- Sakarya’da siperleri dolaşırken bir şarapnel patlamış.



Avcı boy çukurunun toprak duvarına dayanmış bir er "Aaaa, benim kalbim koptu!" demiş ve der demez oracığa düşüp ölmüş.



Ben daha doğmadan önce Dr. Fuat Ali bey iki sene kadar Hamburg’a gidip oturmuş. Orada bir Alman kadınını metres edinmiş. Bravo! Keşke iki tane edinse idi. İclal hanım işin o faslına pek kızar, kinayeli konuşurdu. Ama doktor Hamburg’dan vapurla İstanbul’a dönerken bir sandık dolusu porselen tabak çanak getirip böyle şeylere pek düşkün olan karısının gönlünü almış.



Dr. Fuat Ali bey giyinişi ile, hal ve tavrı ile felsefede "Epikürien" ekolüne uyan bir kafa yapısına sahip olduğunu gösteriyordu, insanların kılık kıyafetine aldırış etmez, kafalarında olup bitenlere ehemmiyet verirdi. Boş laflara, hurafeye kulak asmaz, böyle şeyler iddia edenlere küfürü basardı.



Ölümden korkmaz, "Yaşadığımız sürece ölüm bizden uzaktır. Ölüm gelip çattığında da yaşamıyoruz demektir. Bu iş bu kadar basittir" der geçerdi. Hayatı boyunca da müsbet bir şeyler yapabilmek, ailesine, içinde yaşadığı topluma bir şeyler bırakabilmek için çırpındı durdu. Ve kendi mütevazi koşulları içinde pekala başarılı da oldu. (Son)

Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR