Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar,
Süleymanpaşa Belediyesi etiket denetimlerine devam ediyor
GÖZ TORBASI DEYİP GEÇMEYİN!

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

EDEB-İYAT/ EDEB-İYAT-ÇI VE YAZAR ŞAİR VE GAZETECİ ÜÇGENİ

EDEB-İYAT/ EDEB-İYAT-ÇI VE YAZAR ŞAİR VE GAZETECİ ÜÇGENİ
18.04.2014 / 08:51
Edebiyat demek, duygu, saygı, sevgi ve hoşgörü demektir. Eğer bu olguyu kişiliğinize adapte edememişseniz, bir tarafınız yarım kalmış demektir. Edebiyat duygu demektir, hayattan kesitler demektir, okuyucuyla özdeşleşmek demektir.
Yazar ve şair ikileminde, şu şekilde gruplandırma yapabiliriz;
1- Baba parasıyla bir yerlere gelenler
2- Medyayı veya belirli kitleleri kullanarak sansasyon, polemik yaratanlar
3- Anılarını yazarak yazar olduğunu düşünenler
4- Duygularını ve çalkantılı hayatını satırlara dökebilenler. Bu sonuncusu bana göre gerçek anlamda edebiyatçıdırlar.
1- Baba parasıyla edebiyatçı olanlar.
Bu gruba girenler, halk gözünde lümpen (içinde bulunduğu toplumun kültürüne yabancı düşen, sözde bilgili tutum ve davranışlarıyla itici olan) veya burjuva (ayrıcalıklı, şehirde yaşayan, ortalama gelir seviyesinin üzerinde yaşayan) olarak öngörülen ama kendilerini Aristokrat (asil, soylu) olarak gören kişilerdir. Bu kişiler babadan veya evlendiği kişiden kalan parayla kitap bastıran, bu para sayesinde kitabını medya yoluyla tanıtma imkanı bulabilen, pos bıyıklı veya top sakallı, edebiyatı loş meyhanelerde, viski veya rakı-peynir eşliğinde, puro veya pahalı sigara içerek, bu sigara dumanı içinde ahkam kesenlerdir.
2- Medyayı veya belirli kitleleri kullanarak sansasyon, polemik yaratanlar
Bu tür kişiler, bulundukları mevki sebebiyle medyadan veya ideolojiden güç alan kişilerdir. Ya da birilerine veya bir kısım kitleye sataşarak meşhur olan edebiyatçılardır. Örnek olarak, Orhan Pamuk gibi, ülkesini soykırımcı olarak suçlayıp, sonra da Nobel barış ödülünü alan, ardından kitabını piyasaya süren biri katliamdan bahsedip barış ödülü sahibi oluyorsa, işte edebiyat burada ayrılır. Ya da “Bana Allah yeter” diye bir kitap çıkaran, kanal, kanal dolaşan, sonra da satış rekorları kıran yazar nasıl olur? Madem Allah yeter, bu kitap satış rekoru nedir? Gazeteciliğe yıllarını vermiş Mustafa Balbay, hapse girmeseydi, bu kadar kitabına önem verirler miydi? SEVGİLİ DOSTUM VE AĞABEYİM, GUİNNESS TÜRKİYE TEMSİLCİSİ VE BENİN KONSOLOSU ÇEVRE BİLİMCİ PROFESÖR DOKTOR ORHAN KURAL’IN BENDE ALTI TANE KİTABI VAR AMA, BAŞKA KAÇ KİŞİ OKUDU?
3- Anılarını yazarak yazar olduğunu düşünenler
Sanatçılar, yazarlar, hapse giriyor, ardından anılarını yazıyor. Kim sorarsa bunlar edebiyatçı oluyor. Eminim bunlar bir konuşma kaydı tutarlar, ardından birileri düzenleyerek yazar.
Duygularını ve çalkantılı hayatını satırlara dökebilenler. Bu sonuncusu bana göre gerçek anlamda edebiyatçıdırlar.
4- Duygularını ve çalkantılı hayatını satırlara dökebilenler. Bu sonuncusu bana göre gerçek anlamda edebiyatçıdırlar.
Bu gruptakiler, bence gerçek edebiyatçıdırlar. Tayfun Şahin, Tekirdağ’dan yetişmiş iyi bir edebiyatçıdır. Baktı ki kimseden destek yok, kendi yayınevini kurdu. Ramis Çınar, Ataları Rumeli’de büyük bir yaşam mücadelesi vermiş, ibretlik bir yaşam hikayesine sahiptir. Bu iki yazar, gerçek duygu sağnağını kitaplarına yansıtmış değerli kişilerdir ve birçok yazardan daha başarılı bir edebiyat sergilemişlerdir.
Gelelim dört bayan yazara;
Bir öğretmen, kadınların hayatından kesitleri lirik bir biçimde satırlara döken, ibretlik kadın öykülerini okuyucuyla özdeşleştiren değerli bir insandır. Acıları satırlara dökerken, kendi hayatının çalkantılarını kamufle ederek her daim gülümseyen değerli bir yazardır.
Bir diğer kadın; hayatını çocuğuna adamış, duygularını şiire adapte etmiş, her daim duygu fırtınasını satırlara döken benim gözümde fedakarlığı için önünde eğilinecek bir bayan.
Bu bayanı resmi bir resepsiyonda “gemici” derken “e” lerle mücadelesini gördüğümde saygı duydum. Öykü kitabını okuyunca, o mücadeleyi bir kez daha takdir ettim ve büyük saygımı kazandı. Ama bazıları, sadece öykü yazacağını düşünüp, yazdığı şiir türündeki kelimelere “berbat” deyince, edebiyatın o ilk dört harfini irdeleme ihtiyacı hasıl oldu.
Sonuncu bayan ise, henüz kitabını okuma fırsatım olmasa da, kendisi ve çocukları için hayata tutunma mücadelesi içinde bulutlara sığınarak kitap yazması takdire şayandır.
Fakat, BU İNSANLARIN DESTEĞE İHTİYACI OLMASINA RAĞMEN EDEBİYATIN PARA OLMASI ÜZÜCÜDÜR. HER NE OLURSA OLSUN, 4. BÖLÜMDEKİLER, BENİM GÖZÜMDE YAŞAR KEMAL, ÖMER SEYFETTİN, KEMALETTİN TUĞCU, NECİP FAZIL KADAR DEĞERLİDİRLER.
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR