Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
COVİD KIRMIZINDAN KURTULMAK HEPİMİZİN ELİNDE
BAŞKAN KADİR ALBAYRAK'IN YEŞİLAY HAFTASI MESAJI
8 Mart Dünya Kadınlar Günü Çerçevesinde Kadın ve Şiddet Konulu Konferans Düzenlendi
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

KEMİK ERİMESİNE BAĞLI KIRIKLAR HAYATİ TEHLİKEYE YOL AÇABİLİR

KEMİK ERİMESİNE BAĞLI KIRIKLAR HAYATİ TEHLİKEYE YOL AÇABİLİR
KEMİK ERİMESİNE BAĞLI KIRIKLAR HAYATİ TEHLİKEYE YOL AÇABİLİR
18.10.2019 / 13:29


Halk arasında “kemik erimesi” olarak da bilinen ve kadınlarda daha sık görülen osteoporoz, önlem alınmaması durumunda kırıklara davetiye çıkarabiliyor. Osteoporoz nedeniyle en sık el bileği, omurga ve kalça kemiğinde kırıklar meydana geliyor. Özellikle kalça kırıkları sonucunda oluşan komplikasyonlar nedeniyle hastaların yüzde 15-20’si hayatını kaybediyor. Kalsiyum ve D vitamini eksikliği, hareketsiz yaşam ve menopoz sonrası östrojen hormonunun azalmasının osteoporoza neden olduğunu belirten Memorial Ankara Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Prof. Dr. Gülten Karaca, “Dünya Osteoporoz Günü” öncesinde osteoporoz ve tedavi yöntemleri konusunda bilgi verdi



Osteoporoz; kemik kütlesinde azalma, kemik dokusunun mikro yapısında bozulma ve kırığa yatkınlıkla kendini gösteren bir hastalıktır. Osteoporozun önlenememesi ya da tedavi edilememesi durumunda kırıklar meydana gelmektedir. Osteoporoz gelişme olasılığını, doruk kemik kütlesi miktarı ile menopoz sonrası kemik kaybının oranı ve süresi belirlemektedir. Özellikle kadınların menopoza girmesinden sonra östrojen hormonunun azalması var olan doruk kemik miktarının düşmesine sebep olmaktadır. Kemik kültesinin düşük olması osteoporoz için en önemli risk faktörünü oluşturmaktadır.



Kemik yoğunluğunuyüzde 80 oranında genetik faktörler belirler



Kemik kütlesi çocukluk ve ergenlik döneminde artarak 30-40 yaşlarında doruk noktasına ulaşmaktadır. 



Doruk kemik kütlesini belirleyen en önemli etkenler arasında ise yüzde 80 oranında genetik faktörler, yüzde 20 oranında ise yaşam tarzı bulunmaktadır. Hareketsiz yaşam, yetersiz kalsiyum ve D vitamini almak, sigara içmek, aşırı alkol tüketimi ve 12 aydan uzun emzirme osteoporoz riskini artıran faktörleri oluşturmaktadır. Bununla birlikte, ilk adetin geç yaşta olması, erken menopoz ve aşırı egzersize bağlı adet görememek doruk kemik kütlesini azaltan etkenler arasında yer almaktadır.



Kalça kırıkları sonucunda hastaların yüzde 15-20’si hayatını kaybediyor



Kırık gelişmediği sürece osteoporozlu hastaların belirgin bir şikayeti olmamaktadır. 



Hayatları boyunca kadınların yarısı, erkeklerin 3’te 1’i kırık riski taşımaktadır. Osteoporoza bağlı olarak en sık el bileği, omurga ve kalça kırıkları görülmektedir. Bu kırıklardan en hayati öneme sahip olanı ise kalça kırıkları olmaktadır. Kalça kırıkları 75 yaş üzerinde ve kadınlarda erkeklerden iki kat fazla görülürken, bu kırık sonucunda damar tıkanıklığı ile akciğer embolisi gibi komplikasyonlar nedeniyle hastaların yüzde 15-20’si kaybedilmektedir.



 



Omurga kırıkları belirti vermeden ortaya çıkar



Omurga kırıkları ise sırt ve bel omurlarında herhangi bir travma olmaksızın ortaya çıkmaktadır. Aynı evde yaşayan kadınların mutfağın önceden uzanabildiği üst raflarına artık uzanamadığını fark etmesi, boy kısalması, sırtta kamburluk, sırt ve bel ağrısı gibi tablolar gözlemlenebilmektedir. Genellikle omurga kırıkları iyileştikten sonra ağrı geçmektedir. Ancak uzun süre geçmeyen ağrı olması durumunda, kırık omurun içinin çimento ile doldurulduğu bir ameliyat gerekebilmektedir.



 



Zayıf ve minyon fiziksel yapı risk faktörleri arasındadır



Kırıklara yatkınlığın belirlenmesi ve risk faktörlerinin değerlendirilmesi ile osteoporoz önlenebilir veya erken tedavi edilebilir bir hastalık olmaktadır. İleri yaş, zayıf minyon yapıda olmak, geçirilmiş kırık hikayesi bulunması, annede kalça kırığı öyküsü olması, sigara kullanımı, kortizon ilacı kullanmak, romatoid artrit, aşırı alkol tüketimi, femur boynu kemik mineral yoğunluğu ve bazı hastalıklara veya ilaç kullanımına bağlı oluşan ikincil osteoporoz en önemli risk faktörleri arasında yer almaktadır.



 



Teşhis kemik yoğunluğu ölçümü ile konulur



Osteoporoz teşhisinde kemik yoğunluğu önemlidir ve bunu ölçmek için kemik dansitometresi denilen yöntem kullanılmaktadır. Dual Enerji X ışın Absorpsiyometri (DEXA) adı verilen ölçüm omurga ve kalça kemiğinden yapılabilmektedir. Ağrısız bir şekilde gerçekleşen ölçümün herhangi bir yan etkisi bulunmamaktadır. Bununla birlikte omurga kırıklarını görmek için sırt ve bel röntgen filmlerine de bakılabilmektedir.



 



Kimler kemik yoğunluğunu ölçtürmeli?



65 yaş ve üstündeki tüm kadınlar



Bir veya daha fazla risk faktörü olan tüm menopoz sonrası kadınlar



Kırığı olan menopoz sonrası kadınlar



Osteoporoz ilaç tedavisi planlananlar



Östrojen/ kadınlık hormon yetersizliği olanlar



Uzun süre kortizon verilmesi düşünülenler



Paratiroid bezi fazla çalışanlar



 



Korunmak için uygun beslenme ve fiziksel aktivite şart



Osteoporozdan korunma yöntemleri anne rahminde başlayıp tüm yaşam boyunca uygulanacak yaklaşımları içermektedir. Doruk kemik kütlesini maksimuma çıkarmak için yeterli süt, peynir veya yoğurt tüketimi ile kalsiyum ihtiyacı sağlanmalı, 



D vitamini için günde 15-25 dakika yüz, kol, eller ve bacakların açık olarak direk güneş ışığı alması sağlanmalı, sigara ve alkol tüketiminden uzak durulmalı ve yürüme gibi kemiklere yük bindiren egzersiz yapılmalıdır. Düşmenin önlenmesiyle kırık oluşturacak travmalardan sakınmak da önem taşımaktadır.


Etiketler:
Bu haber toplam 3772 defa okundu

YAZARLAR