Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
COVİD KIRMIZINDAN KURTULMAK HEPİMİZİN ELİNDE
BAŞKAN KADİR ALBAYRAK'IN YEŞİLAY HAFTASI MESAJI
8 Mart Dünya Kadınlar Günü Çerçevesinde Kadın ve Şiddet Konulu Konferans Düzenlendi

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

BEN OLSAM

BEN OLSAM
28.02.2019 / 11:09
Belediye Başkanlığı başka hiçbir mesleğe benzemez. Şehirleşme, alt yapı, finans, idari ve beşeri bir özgeçmiş ve dominant bir kişilik ister. Adamın umurunda değil, çünkü onu atayan kişinin öyle bir beklentisi yoktur ki adamın olsun.
Korkmadan, çekinmeden ve hiçbir mazerete sığınmadan itiraf edeyim Tekirdağ’ da belediye şehirleşmede sınıfta kalmıştır!.. Türkiye “büyük devlet” olma iddiasına sahip olmak istiyorsa, şehirleşme açısından reform değil, radikal değişime ihtiyaç vardır. Şehirleri yaşanmaz kılan estetik yapıdan uzak mimarı anlayıştır..
Hayal olmadan “proje”, proje olmadan “netice” olmaz. Her şey düşünmekle başlar Birileri yararlansın diye anlatıyorum. Belki mevcutlar ya da belediye başkanı olmayı düşünenlerin işine yarar.
Ben başkan olsaydım;
Penceremden her baktığımda içimi huzur kaplayan bir şehre uyanmak isterdim . Şehrime sevdalanmadan çıkmazdım bu yola. Şehrin huzurla uyuduğunu bilmeliyim Hırslarımın değil kalbimin sözünü dinlemeliyim.
Öncelikle, “masa ve protokol adamı” değil, “şehrin lideri” olurdum.
Çünkü seçimle geldiğimden, kendimi atamayla gelen validen daha önde hissederdim.
En az haftada bir, sırayla bir mahalleden, yanıma koruma almadan, hemşehrilerimle selamlaşarak, konuşarak işime yaya gelirdim.
Belediye gelirlerini artıracak ve toplayacak sağlıklı bir birim oluşturur ve takipçisi olurdum.
“Proje Demokrasisi” uygulardım. Yani, yapacağım bir hizmet yatırımını, bu yatırımdan yararlanacaklarla birlikte kararını alır, planlar ve uygulardım.
Sadece çöp toplayıcı, su akıtıcı değil, kentin mutluluğunun görevlisi olurdum.
Yalakalardan, rantçılardan, dalkavuklardan uzak dururdum.
Fikri, bilgisi, yeteneği olanlardan kadro kurardım. Bu kadroların dışında kentte söyleyecek sözü olanlarla birlikte “ortak aklı” arardım.
Başka ne yapardım?
İşyerleri yapardım. Bu işyerlerini en az 10-15 işçi çalıştırmayı taahhüt eden girişimcilere en az üç yıl kira almadan verirdim. Onlara başka avantajlar da sağlardım.
Yeşilliği orta refüjlere hapsetmezdim. Her binanın önünde bahçenin olmasını şart koşardım.
Her bina altına bir dükkân mantığına izin vermezdim. Çünkü aileyi esas alan düzenlemeleri ön plana çıkarırdım.
İşyeri ile ikamet edilecek yerlerin aynı yerde konumlanmasına fırsat vermezdim. Çünkü ticari ve sosyal alanları ayrı yerde konumlandırıp toplumun gelişmesini teşvik ederdim.
İnsanların ikametgâh amaçlı olarak kullandığı binalarda, işyerleri ruhsatlarının verilmesini (doktor, avukat, büro vb. ) ve kullanılmasına müsaade etmezdim.
İhtiyaç duyulan alanlarda, istihdama yönelik meslek kursları açardım. Bu konuda resmi kuruluşlarla, meslek odaları ile işbirliği yapardım.
El sanatlarını geliştirme ve bunların pazarlanması konusunda projeler üretirdim.
Sertifikalı doğal-organik ürünlerin üretimi ve satışı konusunda yardımcı olurdum.
Ev kadınlarına yiyecek yaptırıp bunların evlere, işyerlerine pazarlamasını sağlayarak, aile bütçelerini güçlendirirdim.
Tekstil, elektrik, elektronik ve diğer sanayilerden fason işler alıp, bunların evlerde işleme ve montajı konularına organizasyonlar yapardım.
Mahallere “Belediye Evleri” açardım. Buralarda emeklilere, öğrencilere, kadınlara yardımcı olurdum.
Müzik-tiyatro-resim-heykel-ağaç işleri vb konularda hobi merkezleri açardım.
Üniversiteyi kent yaşamına katmak için uğraşırdım.
Yapılan maslahatların bir grubun, bir sınıfın veya bir kişinin değil tüm toplumun genel faydası doğrultusunda karar alır ve ona göre hareket ederdim
İnsan, mekan ve şehircilik arasında palyatif çözümler değil, sahici ve kalıcı projelere imza atmaya çalışır ve ikinci defa belediye başkanı olmayı düşünmezdim. Kendime ve sevdiklerime zaman ayırmaya çalışır, hayır işlerinde yoğunlaşmaya çalışırdım.
Kısaca “hizmet” ederdim.
Bunları yapmak kolay değil, elbette zor…
Bunları yapmak, ufuk ister, hayal gücü ister, kadro ister.
Ama kabuğumuzu kırabilmek için bir belediye başkanı böyle olmalı.
Yapamayanlar aday bile olmasın.
Biz de, aday olanlara bunları soralım, isteyelim.
Yapamayacakları da seçmeyelim.
Başkanlara ve adaylara bu kadar kopya yeter.
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları

YAZARLAR