Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
COVİD KIRMIZINDAN KURTULMAK HEPİMİZİN ELİNDE
BAŞKAN KADİR ALBAYRAK'IN YEŞİLAY HAFTASI MESAJI
8 Mart Dünya Kadınlar Günü Çerçevesinde Kadın ve Şiddet Konulu Konferans Düzenlendi

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

ESEN RÜZGARA GÖRE YÖN DEĞİŞTİRENLER

ESEN RÜZGARA GÖRE YÖN DEĞİŞTİRENLER
11.04.2019 / 11:24
Hacıyatmaz ilginc bir oyuncak :))) Topaca benzer bir şey, alt kısmında ağırlık olduğu için hangi tarafa yatırırsa yatırsın, hacıyatmaz kendi ağırlığının üzerinde doğruluyor. Ne yaparsa yapsın, her durumda durumu kurtarıyor ve ayakta kalıyor. İster dövsün, ister üstüne otursun, sonunda ayakta kalan hep hacıyatmaz oluyor.Yıllar geçti, büyüdüm ve ben “hacıyatmazlık” diye bir kavram olduğunu, bir karakter olduğunu anladım.
Geçirdiği binbir badireye rağmen hep ayakta kalabilen, maruz kaldığı darbe ve saldırılara karşı yıkılmayıp, dik durabilen insanları gördükçe hep o oyuncağı hatırladım ve şöyle düşündüm; bu oyuncağı dizayn edenler, hayatı çok iyi gözlemlemişler ve her zaman “yıkılmadım, ayaktayım” türküsünü söyleyebilen insanları bir oyuncağın ana fikri haline getirmişler.
Elbette, ticarette, sanatta, sporda, siyasette kısacası hayatın her alanında bilgisiyle, becerisiyle, yeteneğiyle, gayretiyle, çalışkanlığıyla direnç gücü ve azmiyle çok başarılı olup, her daim ayakta kalan insanları sonuna kadar alkışlıyorum. Onlar toplumun örnek ve önder insanları olarak, kocaman bir takdiri ve tebriği hak ediyorlar. Bence onların daha çok tanıtılıp, genç neslin daha fazla örnek alması sağlanmalı. Çünkü, başarı böyle geliyor. Çünkü, onların sadece kendileri ve yakınlarına değil, topluma da birçok maddi ve manevi katkıları var. Çünkü onlar lider insanlar.
Ama benim asıl üzerinde durmak istediğim hacıyatmazlar, kişisel çıkar için ayak oyunları ile, yalakalık ile, yağcılık ile, dalkavukluk ile, istismar ile, başkalarının üstüne basarak hep ayakta kalmaya çalışanlar. Bu tür hacıyatmazlara toplumun her kesiminde rastlamak mümkün. Ama asıl olarak siyasi alanda bulunurlar. En çok da güç nerede ise orada görülürler.
Aslında dağarcıklarında fazla bir şey yoktur ama varmış gibi görünürler. Yetenekleri de sınırlıdır ama kendilerini “bulunmaz Hint kumaşı” olarak göstermeyi başarırlar. En iyi becerdikleri iş ise yalakalık ya da yağcılıktır. Kendilerini bir yerlere getirme veya bir yerlerde tutma gücü ve yetkisi olan insanlara yaklaşma ve ilişki kurma yöntemlerini çok iyi bilirler. Bir kere diyalog kurduktan sonra ise sakız gibi yapışırlar. En iyi bildikleri oyun ise “ayak oyunu”dur.
Hep merak ederim; insanlar, kendi onurlarını, saygınlıklarını neden paraya, pula, mevkiye, makama kısaca güce tercih ederler? Maddi veya manevi güce sahip olmak için niçin kişiliğinden fedakarlık yapıp, esen rüzgara göre yön değiştirir, eğilip, bükülürler?
Oysa güç, para, pul, dünyevi mevki ve makamlar belki caziptir ama daim değildir. Kalıcı olan erdemdir, onurdur, saygınlıkla anılmaktır.
Öyle insanlar tanıdım ki; güce sahip olmak için bilumum ayak oyunu, yalakalık, yağcılık, istismar ve üç kağıdı yaparak, sonunda bir şekilde hedeflerine ulaştılar. Güce sahip olduklarında ise yanlarına bile yaklaşmak mümkün olmadı. Sanki “küçük dağları ben yarattım” edasıyla ortalıkta dolandılar ve kendilerini hep o kaf dağının üstünde kalacak zannettiler. Ama bir süre sonra bir de baktılar ki, ayaklarına küçücük bir taş takılmış ve burunlarının üstüne düşüvermişler. Öyle kötü düşmüşler ki, yerden kalkacak halleri kalmamış. Daha düne kadar yanlarında el pençe divan duranlar da, bir anda ortalıktan kaybolmuşlar. Bana en çok acıklı gelen ise onların bu “sudan çıkmış” gibi perişan halleri. Adeta bir ibret abidesi olmaları. İşte o zaman kendi kendime mırıldanırım “Değer miydi?”
Sahip olduğu gücü insanların yararı için kullanmak isteyenlere Allah da yardım eder ama kişisel çıkar için “hacıyatmaz” olmak isteyenlerin burnu bir gün mutlaka sürtülür.
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları

YAZARLAR