Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
COVİD KIRMIZINDAN KURTULMAK HEPİMİZİN ELİNDE
BAŞKAN KADİR ALBAYRAK'IN YEŞİLAY HAFTASI MESAJI
8 Mart Dünya Kadınlar Günü Çerçevesinde Kadın ve Şiddet Konulu Konferans Düzenlendi

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

YERİN KULAĞI VAR

YERİN KULAĞI VAR
25.05.2019 / 08:57
Yazmak geldi içimden. Zaman zaman benim yazdıklarımı ” Okuyorlar mı, kimler okuyor, okuyorsa neler düşünüyorlar” diye kaygılanıyordum. Bu sebeple aldığım tepkiler bile beni sevindiriyordu. Çünkü neden yazıyorum; kafalarımız da doğru bildiğimiz bir takım şeylerle ilgili kafa yorarak, karınca kararınca sorgulamayı sağlamak idi amacım. Ögrendim ki yazılarım Ankara’ya bile gitmis.Gördüm ki yolum doğruymuş.
İnsan bazen kaçmak ile kalmak arasında kalıyor. . Neden yazıyorum?
Sırf popüler olmak için yazı yazmıyorum…
Ortamda şeklim olsun diye de yazmyorum…
Kelimeleri israf etmek için yazı yazılmaz…
Amaçsız her yere muhalefet olmak, prim kazanmak için de yazı yazılmaz.
Ve daha birçokları...
Yazarkan ikilem de kaldigim durumlarda olmuyor değil.
Doğruları görüp de sesinizi çıkarmasanız olmaz, her doğruyu her yerde söylemeye kalkarsanız da başınıza gelmedik kalmaz. “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil” derler ya işte öyle bir şey.
Ancak şimdi “Sussam gönül razı değil” deme zamanı.
Herkese bir haller olmaya basladi.Olaylara bakış ve değer yargıları değişti.Bence yürüdüğümüz yolların dosdoğru, sapmadığımız, ödün vermediğimiz bir çizgisi ve yaşam standartı olmalı. Nedense, gördüklerimiz hep mevcut çizgilerinde yalpalar yaparak, körü körüne bir takım yollara sapıyorlar .
“Ben yapıyorsam doğrudur”, ya da “Benim yaptıklarım doğrudur”mantığıyla hareket ederek kişiliklerinden ödün vererek, dürüstlük zaafiyeti yaşıyorlar. Sevmediği insanlar hakkında atıp tutarken, menfaatler söz konusu olduğunda tüm olumsuzlukları bir kenara bırakarak, neyi, nasıl, ne şekilde elde edebilirimin hesabını yapmaya başlıyorlar.
Oysa ki insanoğlu, idealllerinin olması ve bu ideallere ulaşma yolunda insani gereklerinden ödün vermemeli.. Yoksa insan olmanın ne anlamı kaldı. Beş kuruşluk dünya menfaati için, renkten renge girmek, özellikle doğruluk, dürüstlük, erdemlilik ve inanç boyutunda insanı değerlendirdiğiniz zaman, kişiliğini satmaması, mensubu olduğu çizgisinden ödün vermemesi gerekir. Ama şöyle etrafımıza baktığınız zaman bu türden görüş, düşünce ve zihniyete mensup olan bir çok zevata rastlıyoruz .
Kötüyü yererken kötülük yapanlar, iyiliği överken, yapmaktan çekinenler, dürüstlüğü savunurken dürüst olmayanlar, namuslu ve şerefli görünüp de; şerefsizlik yapanlara her yerde rastlar olduk.
Şaşırmaya ya da yakıştırmamaya gerek yok.Çünkü her yer, mekan ve meslekte rastlamak normal bir durum haline geldi.
Kimse paradan veya ayni yardımlardan kaçmak istemez.Tabi helâl yollardan olursa… Ancak, bu bazen öyle bir hal alıyor ki; birkaç nakti ve ayni yardımdan faydalananlar nedense bir türlü doymuyorlar. Doyuma ulaşamıyorlar. Sürekli açlar.Değirmen misali sürekli verdikçe, daha fazlasını istiyorlar. Ama unutulmamalıdır ki; günü gelir yenilenler, boğazda düğümlenip kalır. Yoksa bazı menfaatlar için, düşmanını övmeye, dostlarını yermeye ve germeye çalışmak kimsenin hakkı değildir.
Birileri için olumlu-olumsuz fikir ve görüşler ileri sürerken, nelere mal olduğunu, neler kazanıp, neler kaybettiğimizi çok iyi hesaplamalı .Son pişmanlık fayda etmez.
Bukelamun gibi her renge girmek insanın mutlu olmasına yetmez. Yapılan herhangi bir dönmedolapta bile, hakkında kimsenin bilmediğini düşünebiliriz, ama “Yerin kulağı vardır” kabilinden inanın ki herkesin haberi oluyor. Hiçbir şey gizli saklı kalmaz.Yapacağınız ya da uygulayacağız bir iş ve dönmedolaplar hakkında bin düşünüp bir yapmalısınız.
Bu vesileyle belki başkalarını anlamaktan, aldatmaktan ziyade anlamaya ve güven vermeye çalışırız.Yoksa hakkımızdaki söylentilerden kurtulamaz, yalnızlığa mahkum oluruz.
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları

YAZARLAR